Senin düşüncenin kimsenin umrunda olacağını sanmıyorum.
Çünkü konuşmayı bilmiyorsun.
Herhangi bir dine, yaratıcıya inanmayan insanlara asla bir lafım olamaz mesela.
Kendi düşüncesi, inancı, inanışı.
Saygı duyarım ve iç dünyamda benim inandığım yaratıcının ona "doğru varsaydığım" yola sokmasını temenni ederim, bu kadar.
Ama sen ve senin gibilerde tuhaf bir kin var.
Bunu genelde tüm dinlere karşı değil de özellikle İslam!a karşı yapıyorsunuz.
Muhammet demen senin bileceğin iş. Peygamberiniz de diyebilirdin ama sen tercih etmedin, ok.
İkiye ayırması "masalı" dedin. İkiye ayırdığına inanıyorsunuz diyebilirdin.
Bunları, bu şekilde diyebileceğini zaten benden daha iyi biliyorsun.
Ama sen, insanların inanışlarına saygılı olan bir birey değilsin.
O yüzden toplum içinde senin varlığının bir önemi yok, çünkü saygısız bir insansın.
Hızlıca cevap vermeye çalışma.
Çok hata yaparsın.
Saygısızsın.
hızlıca değil gayet sakin ve sindirerek cevap veriyorum merak etme.
yazdıklarımı saygısızlık ve kin olarak yaftalamadan önce kurduğun mantık hatasını görmeni isterim. bir inancın mucize iddialarına ayın ikiye bölünmesi vb. nesnel ya da kendi penceremden masal veya mitoloji demem bir fikre, bir anlatıya yönelik eleştiridir, şahıslara yapılmış bir hakaret değildir. nasıl ki hristiyanlığın veya antik yunan mitolojisinin iddiaları buralarda rahatça mit veya efsane olarak nitelendiriliyorsa, islamın mucize iddiaları da benim dünyamda aynı kategoridedir. peygamberiniz demek yerine doğrudan adını kullanmak da bir saygısızlık değil, sadece o inancın hiyerarşisini ve kutsallık atıflarını kabul etmediğimi gösteren dilsel bir tercihtir. kutsal görmediğim bir figüre senin kutsal gördüğün sıfatlarla hitap etmek zorunda değilim.
ayrıca özellikle islama karşı tuhaf bir kin iddiana da açıklık getireyim. ortada şahsi ya da teolojik bir kin yok. bu durum tamamen yaşadığım, nefes aldığım toplumun dinamikleriyle alakalı. gündelik hayatımı, özgürlüklerimi ve toplumsal haklarımı hristiyanlık ya da budizm değil, bu ülkedeki baskın dini dinamikler ve bunların getirdiği refleksler doğrudan etkiliyor. haliyle eleştirilerimin, ses çıkardığım konuların bu coğrafyanın gerçeği olan islam inancına ve onun toplumsal dayatmalarına yönelik olması kadar doğal bir şey olamaz.
asıl sorun tam olarak ne biliyor musun? kendini saygılı olarak tanımlarken cümlenin sonunda toplum içinde senin varlığının bir önemi yok diyerek bir insanın varoluşunu ve vatandaşlık değerini kendi süzgecine göre sıfırlayabilmen. benim kelime tercihlerimi beğenmeyebilirsin ama bu sana birinin toplumsal varlığını yok sayma hakkı vermez.
ateistlerin bu toplumun bir parçası olup olmadığı tartışılan bir konuda dildeki bir metaforu bahane ederek sen zaten saygısızsın toplumda yerin yok noktasına gelmen, tam olarak ilk mesajımda bahsettiğim o dışlayıcı refleksin canlı bir kanıtı olmuş. teşekkürler.