"Etik 101" seviyesindeki bu argüman, felsefede sadece "ahlaki kötülüğü" (insanın iradi suçlarını) kapsar ancak ontolojideki en büyük feryat olan "doğal kötülüğü" tamamen ıskalar.
İnsanlık henüz yeryüzünde yokken, dinozorlar çağında kanser tümörleri vardı (fosillerle sabittir). İnsan icat etmeden önce de depremler, tsunamiler, yanardağ patlamaları, nörolojik hastalıklar ve bir hayvanın hayatta kalmak için diğerini canlı canlı parçalamak zorunda olduğu o vahşi ekosistem (doğal seçilim) vardı.
Açlıktan ölen bir ceylan yavrusunun veya genetik bir mutasyonla acı içinde doğan bir bebeğin yaşadığı kötülüğü "insan icat etmedi." Eğer her şey zıttıyla kaimse ve kötülük evrenin ontolojik bir ilkesiyse, bu sistemi, bu fizik kurallarını ve bu zıtlık mekanizmasını kuran yeryüzündeki insan değil, evrenin mimarıdır. Tasarımda acı ve kusur yapısal olarak mevcuttur.
Hocam beyan ettikleriniz metodolojik ve kavramsal olarak altı bomboş argümanlar, ve buna rağmen bu şekilde kesin ve net konuşmanız beni tetikledi, yazdığıma pişman oldum. Etik terminolojik olarak ahlak anlamına gelse de daha çatı bir kavramdır ıskalar dediğiniz şeye tam da parmak basar ve adı da ''kötülük problemi''dir, yorum belirtmeden önce okursanız zaten belki depremi hastalığı kötü olarak tanımlamayabilirdiniz. Kötü neye göre kötü? Siz bir kavramı algıladığınız kadarıyla açıklayamaz veya yorumlayamazsınız ki. Felsefe hiçbir zaman sizin kadar kesin cevaplar vermiyor. Bir kimsenin bir kimseyi öldürmesi kötü mü? İçinde bulunduğu durum veya katil olma sebebi bunu iyi ya da kötü kılar mı? Kurt doğası gereği koyun yerken, neden yüzyıllardır kötü tasvir edilir? Veyahut bilinçli bir kimsenin birini öldürmesiyle zihinsel engelli birinin öldürmesi aynı mıdır? Ama katiller kötüdür, burada bir diğeri katil mi olmuyor yoksa kötü mü olmuyor? Dolayısıyla iradesi olmayan doğa olaylarının kötü olduğu tanısına nasıl varabildiniz? Kötülük olmasaydı iyilik diye bir şey olur muydu sizce? Ama bu iyi-kötü göreceli ve değişkense bu öznel yargılar doğurabilir. Yıllar önce at hırsızlığı övünülecek bir şeydi, bugün ise utanç verici bir şey, e o zaman ahlaki yargılar da mı değişebiliyor? Burada temel ilkeler reddolunduğu için -en azından sunduğunuz argümanlar yok sayıyor veya çelişiyor- çok yüzeysel kalıyor, yani doğal seçilim mükemmel nesile giden bir sebep-sonuç sürecidir, ancak bu süreçte dünyaya gelen bir zayıfa bakıp buna kötü demek felsefi bir değer kapsamıyor, kusur-sistem demek gibi yani. Rousseau ve Nietzsche'nin görüşleri de epey bilindik bu konuda tavsiye ederim.