Selam olsun,
Sorunun yanıtını bildiğinizi düşünüyorum.
Ekonomik zenginliği olmayan insanlar düşünmekten kurtulamıyorsa hele ki anlam ve gerçeklik konularıysa muhtemelen bir sıkışmışlık yaşıyordur.
Çok açmayayım ama dayatılan, beklenen, yapması gerektiği empoze edilen insanlar bunlardan sıyrılmaya başladığında yaşadıkları bir sancıdır diye düşünürüm.
Gerçeklik gibi sorgulamaları yapan insanlar mevcut dayatılan ekonomik ya da sosyal hayatı içine sindiremeyen ya da kendi üzerinde bunlar oturmayan insanlardır.
Bu kapı açıldığında kurtuluşu olur mu bilemedim ama doğru yönetilirse çok daha kendiyle barışık insanlar haline gelinebilir diye düşünüyorum.
Sadece bu düşüncelerde olmak bile dayatılan insan modeline itiraz mahiyetindedir.
Mesele kabullenip kabullenmeme ya da ne zaman kabulleneceği kabullenmeyeceğidir.
Benim görüşüm elbette bunlar, tartışmasız yasalar değil.
Yorumunuz benim için farklı ve güzel bir bakış açısı. Ancak dünyadaki hayatın, mesela bahsettiniz ekonomik dengeler veya sosyal ilişkilerin mantığı çözülebilir şeyler bence, bir çok bilim dalı bunun için var. Yani dayatılan insan modelinin itirazından çok kendimin kendime, insanın kendisine dayattığı, bir şey bu. Belki de böyle olmasının sebebi dediğiniz durumdur, bilemiyorum. Detaya girmek istemiyorum burada, doğru kelimelerle açıklamak da zor zaten. Son olarak yorumunuzdaki kabullenmek anahtar kelime sanırım. İnsan yaşadıkça kabulleniyor, yaşamak için kabulleniyor böylece yaşı ilerledikçe her insanın karakteri gelişiyor kabullendikleri şeylere göre. Ben de bunu biliyorum ama henüz kabullenemediğim için böyle durumlarda bu şeyleri yazma ihtiyacı hissediyorum. Başka insanlarla paylaşmak yükü azaltıyor galiba.