serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Selam olsun,

Okunmayan konuların piri olaraktan yine sevdiğim tarzda bir konu açacağım.
Bilenler bilir yazarken "ders" vermek gibi değil aksine kendimle konuşarak sorgulayarak yazmaktayım yani aslında düşünmek ve irdelemek için yazıyorum.
Dilerseniz sizde okuyabilirsiniz elbette yoksa word dosyam açık ona yazmak istemedim.

Şimdiden sonra yazacaklarım temennilerim ve onayladığım şeyler değildir sadece tespit olarak yazıyorum o yüzden vay efendimler olmazsa sevinirim.
Dünyada iki tür sınıf vardır biri zengin, biri fakir.
Zengin tek başına zengindir.
Fakirler ise aç, yoksul, orta halli, yüksek gelirli, durumu çok iyi vs. diye dallanmıştır.

Normal şartlarda Dünyada %5 olan zenginlerin karşısında fakir ve türevleri olan %95 üflese bu zenginliği alıp bölüşebilir.
Şimdi bunu engellemek için bir sistem kurulmuş zaten yıllar önce ama bu aralar yeni revizeler geldiğini düşünüyorum.
Klasik sistemde zenginlerin haklarını ve zenginleri koruyanları fakirlerin desteklemesi, savunması ve koruması üzerineydi.
Bu bazen din üzerinden bazen vatan millet sakarya edebiyatlarıyla bazense korku ve sindirmeyle sağlanmıştır dünyanın her yerinde.
Yani atıyorum asgari ücretle yaşayan biri devletten fahiş fiyatlara alınan ihaleleri savunmalı.
Bunda bir sorun yok tıkır tıkır işliyor.

Fakirler, zenginlerin haklarını ve zenginlerin haklarını gözetenleri evladı gibi sahiplenip koruyor.
Sistem aslında kusursuza yakın işliyor ama son zamanlarda bazı durumlarda birileri kafayı kaldırıp "bir dakika ya, ben sefalet içindeyken..." diye düşünmeye başladığında sistem hemen revize ediliyor.
Trump, İran savaşında AB den istediği desteği alamadığında yeni bir sürecin başlayacağını anladım.

Malum tüm dünyada radikal ya da aşırı sağcı partiler iktidar olmaya başladı.
Bazıları dünyada bu süreçleri "tesadüfi" olarak görenler olabilir ancak tesadüf olmayacak şekilde tutarlıdır.
Toplumlar uyanışa giden bir yola girdiğinde eğitim sistemlerini, gündemlerini değiştirip bu sorgulamaları yapmayacak nesil yetiştirmeye hız verilir.

Mesela ülkemiz özelinden bir örnek vereyim siz her ülkeye göre düşünebilirsiniz.
Aylık en az 250.000 TL en fazla 450.000 TL maaş alan milletvekillerini ve her seçim döneminde milyarlarca TL devletten para alan siyasi partileri kusura bakmayın ama faturamı nasıl ödeyeceğim ya da adını bile bilmediği peynir markasını fiyatından dolayı almak zorunda olan insanlar ölümüne savunuyor. Elektriğe zam geliyor o zamdan etkilenmeyecekler değil en çok etkilenecekler bu zamları yapanları savunuyor. Bugün iktidarda AKP var ona gol atıyorum gibi gözükebilir ama CHP iktidar olsa aynı şey olacak. Bahsettiğim şey siyasi ya da bir parti, lider meselesi değil.

Böyle yazınca devlette her şey ekonomi değildir diyorlar ama her şey ekonomidir yoksa Göktürk yıkıldı ama Türklük bitmedi, Peygamberimiz öldü ama İslam bitmedi, Fatih Sultan Mehmet öldü ama İstanbul gitmedi, Atatürk öldü ama Türkiye bitmedi. Ne ezanlar dindi ne bayraklar indi. Bugün yaşayan x partinin lideri öldüğünde de bayraklar inmeyecek ve ezan dinmeyecek. Devletleri liderlerin kayıpları değil ekonomisi ve toplum seviyesi ayakta tutar. İnsanlar gelir, yaşar ve ölür.

Hülasa, Dünyada Sizi sömürenleri koruyan sizsiniz. Bu sistem öyle tıkır tıkır işler ki öyle şeytan işidir ki Müslüman bir toplumdaysa cuma namazında en ön safta yer edinirler, Hristiyan bir toplumsa kilisede papazın hemen yanına geçerler...
Celladına aşık olan toplumların ıstırapları bu yaşadıkları aşka dahildir.

Biraz bölük pörçük yazdım araları zaten siz doldurursunuz diye yani beyaz yazınca beyazı tarif etmek okuyana saygısızlık olur diye düşünerekten.

Yine ülkemizden örnek verirsek...
Tüm siyasi partilerde en büyük üye kitlesi işçi, memur dar gelirli insanlardır.
Villasında, havuzunda yaşayan insanları savunurken açlığını unutuyor insan yok şu parti çok iyi yok şu parti çok iyi.
Sen nasılsın, sen?
Sen bile kendini sormazken o savundukların sana hiç sorar mı?

Sistem şeytan işi diyorum ya onun esprisi şu; Herkes bu yazdıklarımı bildiği halde celladına mecnun olarak yaşamaya devam ediyor.

Sevgiler.
Bilinen bir durum aslında; tarih boyunca birden fazla toplumda görülen ve günümüzde hâlâ aktif olarak devam eden bir yapı. Ayrıca bunların ötesinde bir alışkanlık, oturmuş bir karakter mevzusu.

Maalesef durumlar böyle. Halklar kendi seçtikleri yönetimlerden korkuyor ve biat ediyor. Oysa “Patron sizsiniz…” deyimine vakıf olsalar halklar yönetimleri oyuncak gibi oynar ve bilhassa kontrol ederdi. Ancak tam tersi, bir grup azınlık yönetim halkı koyun gibi yönetiyor ve kontrol altında tutabiliyor. Bunun yegâne sorumluları bizleriz, maalesef.

Halkın hareketleri ve hakikatleri kimi zaman acı verici olabiliyor.

Paylaşım için teşekkür ederim @serterefendi;.. ❤🙌