caneger adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bu soruyu cevaplamadan önce küçük bir ayrım yapmamız gerekiyor: Hangi dinden bahsediyoruz? Eğer bir yaratıcıyı merkeze almayan,
sadece felsefi veya kültürel bir öğretiden ibaret bir "din" anlayışından söz ediyorsan, bu sorunun cevabı pek de mühim değil.
Ancak bir Yaratıcıya (Allah’a) iman edilen bir dinden bahsediyorsak, işte o zaman bu soru anlam kazanır ve üzerine konuşulabilir.

Peki, Nedir Din?


En temel haliyle din; insanın anlam arayışına yanıt veren, kutsal kabul edilen değerler etrafında şekillenmiş ilahi bir sistemdir.
Etrafına bir bak; insanlar, hayvanlar, tüm canlılar, uçsuz bucaksız evren, dünya, güneş ve ay... Hatta aklına gelen ya da henüz keşfedilmemiş her şey, bir Yaratıcının —Allah’ın— varlığının en büyük ispatı değil midir?

Mantıklı düşünen bir insan; dinin hem kötülüklerden doğruluğa bir kaçış, hem de asli cevhere bir yöneliş olduğunu kolayca görebilir.
Burada "kaçmak" kelimesi aslında derin bir anlam taşıyor. Neden mi?
  • Neyden kaçıyoruz? Kötülükten mi, korkularımızdan mı, yoksa bazen bizzat kendimizden mi?
  • Nereye yöneliyoruz? İşin aslı şu ki; gerçek bir inanç sisteminde kaçış ve yöneliş aynı kapıya çıkar.
İnsan bir şeyden kaçtığında mutlaka başka bir şeye yönelir, bir yere döner ya da bir yola girer. İnsan kaçıp yalnız kalsa bile bu bir yöneliştir; kalbine yönelir, sessizliğe yönelir, özüne yönelir

Özetle; Dinin hangi din olduğu, bu yolculuğun rotasını belirler. Eğer merkezde O varsa; dünyadan kaçmak O’na yönelmektir,
O’na yönelmek ise tüm karanlıklardan kaçmaktır. Sonuçta kaçmak da, yönelmek de aynı hakikatte buluşur.


@SDR1035; @_Forbidden_; @serterefendi;@DevilMorgan;@bykrldg;@posted;@KarakurtCapital;@reallegal;@iowa;@Neron;@tunatun;@kalitelihostorg;@UzaN;@ctis;@ledci;@skurtoglu;@Emreabi;@ESSA;@Sceptre;;.....






Aslında bu yorumu okurken ben de küçük bir ayrım yapayım ki iş net olsun.. Eğer din sadece kültürel gelenek veya felsefi bir yol arayışıysa insana anlam katar ve tartışmaya bile gerek yok. Ama senin yazdığın gibi her şeyi bir Yaratıcıya bağlayıp evrenin en büyük ispatı budur dersen o zaman bilimsel ve mantıki zeminde Neden değildir diye sormak lazım.
Din temel olarak insanın anlam arayışına cevap verir, doğru. Ama o ilahi sistem kısmı sonradan eklenmiş bir katman. Tarih boyunca binlerce kültür kendi tanrılarını uydurdu. Bu, evrenin gerçekten bir Yaratıcısı olduğunu kanıtlamaz. Aksine insan beyni bilinmeyenden korktuğu ve kaosa düzen dayatmak istediği ve ölümle yüzleşmemek için hikayeler yaratır. Psikoloji çok net gösteriyor ; Ölüm kaygısı arttıkça dini inanç da artıyor. yani inanç çoğu zaman psikolojik bir rahatlama aracı.
Etrafına bir bak dediğin evren dünya, canlılar gerçekten muhteşem. Ama muhteşemlik = akıllı tasarım demek eski bir yanılgıdan ibarettir. Bilim bunu çürüttü: Evrim teorisi, DNA benzerlikleri (%98 şempanze ile aynı) fosiller ve doğal seleksiyon her şeyi açıklıyor. Üstelik kusurlu tasarımlar var: İnsan omurgası sırt ağrısı yapıyor, panda’nın başparmağı verimsiz. Bunlar mükemmel bir Yaratıcı’nın değil evrimin rastgele izleri.
Evren de aynı: 13,8 milyar yıl önce Big Bang’le başladı, fizik yasaları kendi kendine yeterli. İnce ayar argümanı da geçerli değil; antropik ilke basitçe diyor ki Biz burada olduğumuz için bu koşulları gözlemliyoruz. Multiverse hipotezi de bunu destekliyor.
Özetle, her şeyi Yaratıcı’ya bağlamak güzel hissettirir ama kanıtlı delilli baktığında evren kendi yasalarıyla dönüyor.. Yeter ki dürüstçe soralım ve kanıta dayanarak gidelim. Mantıklı olan bu değil mi?