6 sene önce köydeki ustaya babamın arabasını bakıma bırakmıştım. Tam o sırada acil Ankara’ya gitmem gerekti. Babamlar köydeydi; dönüşte de bahçe için evde ne kadar ağır, kaba malzeme varsa (salıncak, çim biçme makinesi vs.) hepsini götürmem lazımdı. “Bunları normal arabaya sığdırmam, en iyisi transit kiralayayım” dedim. Plan basitti: Malzemeleri köye bırak, ustadan arabayı al, babama teslim et, sonra yine yola devam.
Her şey plana göre gidiyordu… ta ki Yozgat’ta verdiğim o meşhur molaya kadar. Güzelce yemeği yedim, keyfim yerinde arabaya bindim. Emniyet kemerini taktım, kafamı bir kaldırdım… Karşıdan son sürat bir araba bana doğru geliyor. Hani filmlerde olur ya, insan donup kalır — aynen öyle, sadece izledim. 1 saniye bile sürmedi, kafa kafaya tokuştuk.
Sonradan öğrendim ki kadın fren yerine gaza basmış, paniklemiş, sonra da ayağını gazdan çekemeyip köklemiş. Benim mola da böylece “aksiyon sahnesine” dönüşmüş oldu 😅