Ben de evlenip, 4 ayda evlilik bitirmiş biri olarak sizi gayet iyi anlıyorum. Ha ama ben sevmiyor, seviliyordum. Daha doğrusu insani olarak değer veriyordum ama aşksal bağlamda hissim yoktu; biraz mantıksal bakmıştım olaya, beni daha fazla kimse sevemez diye düşünmüştüm. Ama bu düşünceyle evlilik yapmamak gerekiyormuş. Eski eşimin iyi bir insan olduğundan şüphem yok ama bizden olmayacağı baştan belliydi. Bitirme kararını ben verdim zaten, bir de dediğim gibi yoğun hissim olmadığından atlatmakta zorlanmadım. Sadece süreç, çevre, sonuçta negatif sonuçlanan bir şey vs. bu biraz yıprattı ama gözümden bir damla yaş akmadı mesela.

Ben evlenmeye karar verdiğimde şöyle düşünüyordum. İnsanın ergenlikteki masumiyetle ya da 20'li yaşlarının başındaki sevmesiyle 30'larında sevmesi aynı olmuyor sanırım. O yüzden öyle yoğun hissim yok, artık yaş ilerledikçe en fazla bu kadar olabiliyor gibi düşünerek kendimi avutup motive etmeye çalışmıştım.

Bu düşüncemin yanlışlığını ise 2 hafta önce anladım birine aşık olduğumda. Çünkü çok uzun yıllardır kimselere vermediğim, veremediğim hisleri ona duyuyorum şu anda.

Kısacası diyeceğim odur ki Ramiz Dayı'nın da söylediği gibi; “Asıl çaresizlik; derdin devasız olması değil, birini iyi edecek şeyin; diğerinin kadehine zehir olmasıdır.”

Hakkınızda hayırlısı olsun.