24 yaşında bir Türk genciyim. Kendime dair farkındalığımın artmaya başladığı, ergenlik dönemini geride bıraktığım yıllardan itibaren; gözlem yapma, sorgulama, düşünme ve neden–sonuç ilişkisi kurma konularına daha fazla yoğunlaştım. Bunun okuduğum kitaplardan, izlediğim dizi, film ve videolardan ya da etkileşimde bulunduğum insanların düşüncelerinden mi kaynaklandığını tam olarak bilmiyorum; muhtemelen hepsinin payı vardır.
Günlerim çoğu zaman, insanların yaptığı yanlış davranışları anlamaya çalışmak ve “neden böyle yapıyorlar?” diye sorgulamakla geçiyor. Üstelik bu sorgulama istemsizce oluyor. Markete gidiyorum; adam, hemen yanında çöp kovası varken çöpü yere atıyor. Otobüs kartı dolumu ya da market kasasında sıra beklerken biri önüme geçmeye çalışıyor. (Geçiyor demiyorum; hakkını sonuna kadar arayan biriyim ve buna asla izin vermem.) Otobüs durağında beklerken yanıma oturup fosur fosur sigara içen, beni dumana boğan insanlar oluyor. Toplu taşımada, eğitimli olduğunu düşündüğümüz kişiler bile bağıra çağıra telefonda konuşuyor. Otobüs şoförü tanıdığına bilet bastırmıyor. Yemek siparişi veriyorsun; firma 40 dakika diyor ama yemek 1 saatte geliyor.
Bunlardan saymakla bitmeyecek kadar çok örnek var. Belki birçok kişi için bunlar hayatın olağan akışı gibi görünebilir ama benim için sorgulanması gereken ciddi problemler. Mesela yemeğin belirtilen süreden geç gelmesi… Birileri “Ne olacak canım, o kadar kişiye yemek götürüyorlar, geç gelsin” diyebilir. Konu bu değil. Yemek 1 saatte de gelebilir; mesele, 40 dakika denilip 1 saat sürmesi. Eğer 1 saat yazılsa, 1 saat bekleyeceğimi bilirim.
Sırada öne geçmeye çalışan “uyanıklar” da öyle. Evet, gerçekten acil bir durumu olan olabilir; buna anlayış gösterilir. Ama sırf uyanıklık olsun diye yapanlar? Neden?
Tüm bunlar benim için zaten büyük meselelerken, sabah karşıma çıkan bir haberle iyice sarsıldım (linkini aşağıya bırakıyorum). Şimdi soruyorum: Bu ülkede kime güveneceğiz? “Dinle ne alakası var, her şeyi oraya bağlıyorsunuz” diyenler olabilir. Ama sorsanız, bu ülkenin yüzde 80–90’ı Müslüman olduğunu söyler; buna rağmen bu kadar ahlaksızlık nasıl oluyor? “Bunlar gerçek dini yaşamıyor” diyenlere de şunu sormak istiyorum: Peki bu gerçek din nerede? Afganistan’da mı, Mısır’da mı, Suriye’de mi? Gerçek Müslümanlık neredeyse söyleyin, gidelim.
Bu ülkede kime, nasıl güveneceğiz? Topluma hizmet etmesi gereken meslek gruplarının birçoğunun etik ilkelere ve mesleki değerlere saygısı yok.
Şimdi soruyorum: Siz doğacak çocuğunuzu özel ya da devlet hastanesine nasıl gönül rahatlığıyla emanet edeceksiniz? Yoğun bakımda bebeğe böyle şeyler yapılmadığını nereden bileceksiniz? Ya da şu an bu yazıyı okuyup engelli bir evladı olan bir anne-baba, “Acaba benim çocuğuma da bebekken böyle bir şey mi yapıldı?” diye düşünüp asla cevap alamayacak ve bunu ömür boyu zihninde taşımayacak mı?
Her şeyi bir kenara bırakalım; savunmasız herhangi bir canlıya böyle bir şey yapılabilir mi? Bunu yapan bir insana nasıl olur da mahkemede konuşma hakkı bile tanınır? Ben bu ve benzeri suçları işleyenlerin tek cezasının idam olması gerektiğini düşünüyorum. Bu işin eğitimle düzeleceğine de inanmıyorum.
Zaten eğitim sisteminin hâli ortada. Birçok üniversite hocası torpille geliyor. Birçok öğretmen, 30 kişilik sınıfta aklı başında ve yönlendirilebilecek 2 öğrenci varken, onları kazanmak yerine 28 kişiyle birlikte o 2 kişiyi de salıyor. Hepimiz lise okuduk. Dört yıllık lise hayatımda rehber öğretmeni belki iki kez görmüşümdür. Kısacası sıkıldım ve bıktım. İnsanlara tahammülüm kalmadı ve aklı başında oturup 2 kelime edebileceğin insan sayısının azlığı beni deli ediyor. Buraya yazmamın nedeni de içimi dökmek ve sizlerin de görüşlerini merak etmem. Saygı çerçevesinde her türlü tartışmaya açığım.
Bahsettiğim haber :
Tıklayınız