Türkiye’de hukuken “yasaklı” değil ancak riskli kabul edilen (yasal yetişkin içerik, şiddet görüntüleri, sert ifade özgürlüğü, troll/rahatsız edici içerikler, dating platformları vb.) içeriklerin barındırılmasında hosting sağlayıcıların sorumluluğu esasen ikincil ve koşullu bir sorumluluktur: 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılar, kural olarak barındırdıkları içeriği önceden denetlemekle yükümlü değildir; ancak hukuka aykırılığı açık olan bir içerik kendilerine bildirildiğinde (mahkeme kararı, BTK bildirimi veya usulüne uygun ihtar) erişimi derhal engellemez veya içeriği kaldırmazlarsa sorumluluk doğar. Ne var ki uygulamada “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “genel ahlak”, “kamu düzeni” gibi muğlak kavramların geniş yorumlanması, hukuki öngörülebilirliği zayıflatmakta ve hem platformları hem de hosting firmalarını aşırı ihtiyatlı davranmaya zorlamaktadır. Bu nedenle Türkiye’de yüksek ifade özgürlüğü barındıran platformların invite-only, zor kayıt, GSM doğrulaması, güçlü moderasyon, hızlı “notice-and-takedown” mekanizmaları ve kapsamlı kullanıcı sözleşmeleriyle ayakta kalmaya çalıştığı görülür hosting sağlayıcılar ise çoğu zaman içeriğin suç teşkil edip etmediğine dair maddi değerlendirme yapmaksızın, yalnızca riskten kaçınma saikiyle talep üzerine içeriği kapatmayı tercih eder. Sonuç olarak teoride hosting sağlayıcının sorumluluğu sınırlı ve bildirime bağlı olsa da pratikte hukuki belirsizlik ve yargı baskısı, ifade özgürlüğünü fiilen daraltan bir “oto-sansür” rejimi yaratıyor