Selamlar,
Mesele artık İran mı iyi, İsrail mi haklı değil. Mesele kim ne yapabiliyor, kim ne kadar etkili.
İran gibi onlarca yıldır ambargoyla boğulan, teknolojiden kopuk bırakılmış, dış ticareti tıkanmış bir ülke, kalkıp İsrail gibi dünyanın en ileri savunma sistemlerinden birini (Demir Kubbe) deliyorsa... burada bir durup düşünmek lazım.
Bu adamlar Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da, Yemen’de hem siyasi hem askeri organizasyon kurmuş. Sadece fikir yaymıyorlar, doğrudan silah, eğitim, istihbarat, strateji veriyorlar. Bugün Irak'ta bile “İran zayıflarsa Saddam’ı ararız” diyen adamlar var. Saddam diktatördü tamam da, onun döneminde hiç değilse ortada bir merkezî yapı vardı. Şimdi herkes bir gruba, bir dış güce bağlı.
Ha İran çok mu büyük güç? Hayır. Ama kartondan ülke de değil.
Ciddi bir akıl var. Herkese düşman olarak değil, bölgeyi nasıl dengelediğini analiz ederek bakmak lazım.



İran bugün İsrail'e saldırıyorsa, bu basit bir milis grubunun el yapımı füzesiyle gerçekleşmiyor. Arkasında stratejik düşünce, teknik bilgi, yıllarca süren hazırlık ve güçlü bir istihbarat ağı var. Bu, devlet kapasitesiyle yapılan bir operasyondur.
Dürüst olmak gerekirse, bizim gibi birçok ülke böyle bir hamleyi bırakın gerçekleştirmeyi, düşünmeye bile cesaret edemez. Geçmişte bir papazı iade etmemek bile kriz yaratırken, ABD askerlerine yapılan müdahalede nota vermekten bile çekinildi.
O yüzden burada mesele İran’ı sevmek ya da desteklemek değil. Önemli olan, bu aktörün gerçek potansiyelini ve etki kapasitesini doğru analiz edebilmek. Duygularla değil, stratejik akılla yaklaşmak gerekiyor. Aksi halde, küçümsediğiniz bir yapı size beklenmedik şekilde alan kaybettirebilir.