1994te liseyi bitirmeye yakın üniversiteye gitme kararı aldım. Çünkü doğru düzgün bir işe girmek için lise hiçbir değer katmıyordu. İş bulmak bir yana, 11 yıllık eğitim hayat dair hiçbir bilgi ve beceri vermiyordu. Ev işleri yemek yapma temizlik sağlık bahçe tarım tamirat konularında sıfır bilgi sıfır el becerisi.
Eğer aileniz bunları kazandırabildiyse ne mutlu. Peki nasıl kazandıracak? Geçim derdi içinde tüm gününü işte geçiren baba, normal bir işin mesai saatlerinden daha fazla zamanı ev işleriyle geçiren anne...
Bu arada farkında olmadıımız bir detayı gözden kaçırmayalım. Ömrümüzün en verimli çağını tüketen eğitim ve iş bize neredeyse hiçbir değer kazandırmıyor. Tüm aklımızı bedenimizi ve ruhumuzu ipotek ederken boğaztokluğuna kölelik yapıyoruz.
***
Eğitim iş ve hayatı birleştiren köy enstitüleri aslında köylerde eğitim imkanı bulamayan yetenekli çocukları geliştirmek için kurulmuştu. Ancak bu sistem son 200 yıl içinde tüm dünyada görebileceğimiz en etkili ve verimli sistemlerden birisiydi. Çocukları tam anlamıyla hayat hazırlıyordu.
***
Geçen 30 yılda eğitim sistemi aşama aşama çok daha kötü hale getirildi. Bugün 12 yıl zorunlu eğitim ve sınavlarla boğulan çocuklar zeka akıl el becerisi ve duygusal olarak birer zombi haline getiriliyor. 30 yıl önceki lise menuzunu bugünün üniveriste mezunundan kat kat daha bilgili idi. 60lı yıllarda ortaokul mezunu ise 90lı yıllarda üniveriste mezunundan çok daha donnaımlıydı.
Bu gerçeği hem yaşayan tanıkları izleyerek hem de ders kitaplarına bakarak açıkça görebiliriz.
***
Köy enstitüleri kapatılmasaydı bu topluma bu ülkeye çok büyük değer katacaktı. Bugün hala daha örnek alınması gereken bir model. Ancak eğitim sistemi, fullbright anlaşması ile öğrenciyi sisteme köle olarak yetiştirmeyi amaçlıyor.
Herkes sistemi eleştirse de bu yüzden hep olumsuz yönde ilerleme oluyor.
***
Bugün dıj güjler diye espiri yaparak kendi aklımızca eleştiri yapsak da aslında eğitim sistemimiz tamamen bizi köleleştirmeyi amaçlayan bir dayatma ile yürütülüyor.
Radikal bir kanun çıkıp da sistem değişinceye kadar çocuklarımızı uyuşturulmaktan korumak için kendi tedbirlerimizi uygulamalıyız. Eğitimi sisteminin saçmalıkları ve sınav işkencesi ile çocukları boğmaya gerek yok. Psikolojisi ve ruh sağlığı bozulan çocuğun kimseye faydası olmaz.
Çocuklara el becerisi kazandıracak ve hayata hazırlayacak oyunlar-hobiler ile desteklemeliyiz.