Selam olsun,
Doğuyor, yaşıyor ve ölüyoruz.
Doğarken zaten istem dışı olarak geliyoruz dünyaya.
Sürünüp emekleyip ayağa kalktık diyoruz düşe kalka yürümeyi beceriyoruz.
Ailemizin, toplumumuzun ve devletimizin uygun gördüğü şekilde ve kabullerle ergenliğe kadar geliyoruz.
Ergenlik kısmında beyin devre dışı kaldığından o aşamaları geçiyorum.
Askerliktir, ilk iş başvurusudur derken hayata atıldık diyoruz.
Enerjimiz yüksek, umutlarımız yeşil mis gibi bir hayat derken evlenmemiz gerektiği, para biriktirmemiz gerektiği, aileye yardım etmemiz gerektiği ortaya çıkıyor.
Haydi bir gayret diyerek bu aşamaları yapıyoruz nur topundan hallice çocuklarımız oluyor.
Yaş oldu 40 50.
Şimdi 50 yaşına gelip geçmişe bakınca "ben ne yaptım, ne yaşadım, neden bu kadar erteledim yaşamayı" diyoruz.
Bundan sonrası artık şöyle böyle olacak derken sağlık sorunları başlıyor artık.
Bu sefer çocukların dertleri derken araya eklenen sağlık sorunları, ölüm korkusunun gelmesi derken zaten gençlik enerjisi kalmıyor.
E bakıyoruz artık ömrün son demine geldik.
Geçmişe dönüp baktığımızda boşa geçen, küçük şeylere ayrılan zamanlar, gülünecek derecede olan sorunlara yıllarımızı ayırmamız vs.
Bazen düşünüyorum agu agu zamanlarını taytay zamanlarını ve ergenliği çıkarttığımızda askerlik, aile kurma, aile kayıpları derken geçen ömrün son demlerinde yine farklı sorunlarla uğraşma derken geçen kısacık bir ömre sahipken bu kadar dert edinmek, yapacaklarını ertelemek, kendini kabullerle kısıtlamak ne derece mantıklı?
İnsanların derdi nedir? Yaşamak o kadar basit ve kolayken, yaşamamak adına bin türlü dert ve dert oluşturacak nedenleri bulup biriktirir...