Öncelikle bu bir dertleşme gönderisidir. Sizin de fikirlerinizi merak ettiğim için içimi dökmek istedim.
Ben 26 yaşındayım. Bu zamana kadar iş seçmedim. Orada burada çalıştım. Aldığım parayı da yani hepsini toplasak yüzde doksanını aileme vermişimdir. Elimde bir tek kendi paramla aldığım ehliyetim ve birkaç kişisel eşyam var. Kız kardeşim de benden 1-2 yaş küçük. İnanın bu yaşıma kadar içimden hiç kötü bir düşünce geçirmedim. Hiç yük olmaya çalışmadım. Ailemi üzecek, laf getirecek bir hareket yapmadım. Yalnız kız kardeşimin bana olan saygısızlıklarına artık dayanamadığım için bir gün patladım. Yani el de kaldırmadım aksine o sinirimle hala aile içi huzursuzluk çıkmasın, üzülmesinler diye kelimelerimi bile seçerek kullandım. O günden sonra yüzüme bakmıyor, yemekte bile çatal kaşık ayrımı yapıyor. Çay içiyoruz gidip kendim dolduruyorum. Bunlar küçük şeyler ama beni artık düşmanı gibi gördüğünü anlayabiliyorum. Benim yerimde başkası olsa çok kötü şeyler yapabilirdi çünkü anlatılmaz şekilde kötü bir karaktere sahip kendisi. Bu arada her şeyde anneme babama bağırıp haksızken bile küsüp, seslenmeseler aylarca konusmayacak kapasiteye sahip. Saygısızlık hat safhada yani. Durduk yere çıkardığı kavgalar sebebiyle ailem de artık sinirlendi ve onlara karşı kullandığı laf şu oldu "siz bana annelik babalık mı yaptınız ki? Varınız yoğunuz oğlunuz" bu sözden sonra ailem de onunla küstü. Hem de babamın doğum günüydü o gün, akşam gidip pasta aldım buruk bir doğum günü kutladı adam. Gelmedi bile pasta yemeye, babamın elini öpüp yanlış şeyler söyledim baba özür dilerim demeye. Gene babam gitti haksızmış, o lafları yememiş gibi onun gönlünü almaya. Nasıl bir karakterde olduğunu anlamışınızdır. Her fırsatta aileme karşı benim hakkımda kötü söylemlerde bulunuyor. Beni kötülüyor kaç kere denk geldim. Gene alttan alan ben oldum. Niye, huzursuzluk çıkmasın diye. Geçen gene bir mevzu oldu ve haklı olarak biraz söylendim. Sabah kalktığımda annemle konuşmalarını duydum. Annem "kaç yaşına geldi gidip düzgün bir işte çalışmıyor. Babana acımıyor. İyi yemek olunca yüzü gülüyor (bu tamamen babamla aramızda espri. Babam güzel yemek yapar. Tıka basa yerim ve babam yemekten sonra gene yüzün güldü falan der.) Arabayı alıyor kafasına göre (arabayı keyfi olarak çok az aldım. Gezeyim piyasa yapayım ortam yapayım gibi bir hayatım yok. Bazen cok sıkılıyorum alıp çıkıyorum.) Ve bunun gibi kafasında olup söyleyemediği ne varsa söyledi. Ama ben hepsini duydum. Zaten evden çalışıp bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Aldığım parayı da bazen direk babamın ibanına göndertiyorum. Şu an cebimde hiç param yok ve bu kafayla hikaye yazıp hala para kazanmaya çalışıyorum. Yalnızlıkta bir yandan, çıkıp görüşebileceğim bir arkadaşım yok. Parayı harcayacak yerim de yok. Bir sigaram var onu da tütün alıp evde kendim sarıyorum masraf olmasın diye. Yani annemin en kötü zamanında ayrılık aşamasında ben yanında oldum. Her şeyin de ben elinden tuttum. Benim hayatım zaten b.k gibi bir de böyle hiç beklemediğim bir darbe yiyince kendimi kaybettim. Anneme küs değilim ama bunca fedakarlıktan sonra, gençliğimi yaşayamayıp onlara adadıktan sonra bu duyduğum sözler çok zoruma gitti. İnanın daha anlatamadığım çok şey var. Konuşsak akşama kadar sürer yani. Kaç kere mülakata girdim hiçbiri olmadı. Dışarıda üç kuruşa sabahtan akşama kadar çalışacağıma evden sevdiğim işi yaparım hem gene ailemin yanında olurum dedim ama yok. Bu kadar kişisel çöküntü, gelecek kaygısı, yalnızlığın içinde tek güvencem, sırtımı yasladığım kişiden bu lafları arkamdan duymak canımı yaktı. Kardeşim de annemle aram bozuk diye çok mutlu şu an. Daha bir yakın duruyor onlara. Her şey onun yüzünden olmamış gibi. Size çocukça gelebilir ama beni anlayacağınızı düşünüyorum. Bana bir akıl verin lütfen...