serterefendi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Selam olsun,

Sağlıklı bir zihne ve aklını kullanan herkesin girip çıktığı mevzular.
Yaşam sabit hızdı ve istikamette yaşanmıyor.
İnişler çıkışlar olduğu kadar sıkıcı, manasız, anlamsız zamanlar yaşanabiliyor tıpkı eğlenceli, mutlu ve yaşamın amacı budur denilen zamanlar gibi.

İşin sıkıcı kısmı filmden devam edersek bu yaşananların film olduğunu idrak ettiğinde başlıyor ama sadece başlıyor.
Yaşamı ne kadar kısıtlı bir alana sıkıştırdığımızı fark edince başlayan bu sıkıntı ve keyifsiz haller kendimizi bu sıkışmışlıktan çıkartacak yollar bulmamızla çok daha keyifli bir hale geliyor.

Benim için işin özü yaşamak için ya da birileri için yaşamak gibi sıkıştırmalardan kaçınmak lazım.
Sergen Yalçın gibi top ayağına geldiğinde yeteneğinle yapacağın şey kendiliğinden oluveriyor.
Bizim yeteneğimiz düşünmek, okumak ve kendimizi geliştirmek.
Ne kadar donanımlı olursak düşünce olarak özgürleşmeye başlıyor ve sıkışmışlıktan kurtuluyoruz.
Hayatın anlamı olmak zorunda değil, birileri için yaşamak durumunda değiliz ya da mutlu ve keyifli bir hayat sürmek için nedenler aramaktan vaz geçebiliriz.

Benim kendimce aydınlanmam çok kısaca bu şekilde başlamıştı.
Şimdi aydınlığım diyemem hala yıllardır başlangıç aşamasındayım

Kullandığımız kavramlar bile belirli felsefi akımlarım ya da kuramların sıkıştırmalarıyla oluşmuş ve bize sunulmuş.
Sıyrılmak lazım insan sürüsünden.
Eyvallah.

insan icadı olan veya isanın yorumladığı her şey aslında bir bilinçaltı oluşturmak gibi birşey gibi bir anlama çıkıyor. Burada buna karşı yapılacak en büyük savunma öz farkındalık sanırım.

Sonuçta bir bebek ilk doğduğunda neyin ona zarar vereceğini bilemediği gibi neyin onu üzüp mutlu edeceğini bilememesi gibi aslında her şey bilmekle başlıyor. O zaman en büyük yük, suç ve sorumluluk bilmek oluyor.