Ülkede yıllardır en büyük 2 sorun para ve göçmenler. Eğer toplumun bu iki sorunu kökten çözülmüş olsa insanların %90ı halinden memnun olur. Peki bizim başka hiç sorunumuz yok mu?
Toplumu felakete sürükleyecek başka sorunlarımız da var. Ancak biz toplum olarak bencil ve çıkarcı bir hale geldik. Bu yüzden içinde yaşadığımız pislik çukuru umurumuzda bile değil. Bu pislik çukurunu hepimiz birlikte yarattık. Hayatı cehenneme çevirecek onca pisliği, kendi keyfimiz yerinde olduğu için görmezden geldik. Zaten keyfimiz yerindeyken neyi umursuyoruz ki?
Ama kendi keyfimiz kaçınca da aslında çözümsüz ve çaresiz bir ortamda olduğumuz gerçeğini anlıyoruz. İşte bu yüzden birçok insan inthi-hara teşebbüs ediyor. Allah hepimizi bu musibetten korusun. Ancak gerçek şu ki, 85 milyonluk bir toplum, çaresiz bir tane insana yardım edebilecek kapasiteye sahip değil. En azından samimi olarak iyi niyet sunacak bir halimiz bile yok.
35 yaşına gelmiş bir tahtanın her yanında çivi çakılmış, bunlardan bir tanesini söküp çivi izini zımpara ile temizlemeye çalışıyoruz. Çaresiz birinsana yapabileceğimiz yardım ancak bu kadar. Ve bunu da İYİLİK YAPTIK diye kendi kendimizi ve diğer insan sürülerini ikna edebiliyoruz.
***
Suriyeli Afganistanlı Pakistanlı göçmenler, para sorunu ile birlikte ülkenin en büyük problemi. İnsanların konuştuğu sorunların çoğu bu konuda. kendi içimizdeki kötülükleri, kendi yaptığımız kötülükleri öyle unuttuk ki.
Bazen de şöyle düşünüyorum. Toplum olarak yaptığımız onca kötülüğün cezası bu göçmen sorunu.
(Ey insanlar!) Acaba karşılaştığınız sıkıntılara katlanabilecek misiniz diye sizi birbirinize imtihan (vesilesi) kıldık. (Zira) Rabbin her şeyi hakkıyla görendir.
Elbette ki tüm olaylar birbirine sebep sonuç ilişkisiyle bağlıdır. Dolayısıyla kendi hatalarımızın sonucu göçmen musibeti ifadesi doğru olmayabilir. Ancak biraz samimi bir şekilde özeleştiri yapacak olursak, böyle bir musibeti bile hak edecek kadar suçlu olduğumuzu söyleyebilirim.
***
İnsanlar kendi yaptığı büyük suçları görmez, bunları bile mazeret ile maruz göstermeye bakar. Ancak başkasının en küçük kusurunu bile eleştirir. İşte biz bu durumdayız.
Toplumsal suçlarımızın göstergesini ise Edirneden Ardahana her yerde aynı şekilde görebiliyoruz. hatalı yapılan yapılar, depremde selde zarar gören onca bina ve yol, her yerde ormanlarda derelerde göllerde çevre kirliliği, her yerde şehirlerde köylerde insan kirliliği, her yerde pahalılık, her yerde gıda zehirlenmesi, her yerde ırza cana mala kast, her yerde torpil ve ayrımcılık, her yerde trafikte kural ihlali... Bu liste uzadıkça uzar. Ancak bunların faili %99 bizleriz. Biz has Türkler. Biz beşikten mezara kadar milliyetçilik ırkçılık içinde büyüyen öz Türkler!
***
Sosyal medyada isminin başına Türk ibaresi ekleyen birırkçı milliyetçi bana birkaç ay önce büyük bir kazık attı. Allah onun belasını versin.
Bu ırkçı arkadaş iş için Rusyaya gitmiş. Orada bir sebepten tartışma çıkmış ve kavgaya girmişler. Kendi aramızda sorun yaşarız ama orda Ruslara karşı beraber dövüştük. Adamları bir güzel benzettik.
İşte ırkçı milliyetçi ayrımcı bir kafanın düşünme şekli. Türkiyede ise hırsızlık malı satın alan, ahlaksızlık yapan, başkalarını aldatıp parasına çöken, sürekli yalan yanlış konuşup başkasının hakkına giren.
Allah onun ve onun gibilerin belasını versin.
Bizler suriyeli afganistanlı pakistanlı göçmenlerin yaptığı kötülükleri çok kolay farkedip tepki gösteriyoruz. Ancak kendi içimizde daha büyük kötülük yapıldığı zaman çoğunu görmezden geliyoruz. Eğer iki farklı gurup var, vebiz bir taraftaysak işte sadece o zaman tepki gösteriyoruz.
***
Toplumdaki ırkçı milliyetçi taraf tutan bu adalet anlayışı kendi içimizde yaşadığımız kötülükleri alevlendiriyor. Kendi menfaatimiz söz konusu iken adaleti çiğniyoruz, kendi hakkımız yenince esip gürlüyoruz.
12 eylül öncesinde toplum sağ ve sol ideoloji olarak kamplaşma yaşadı. Bugün ise dindar - laik kamplaşması ile herkes karşı tarafı suçluyor. Oysa ki toplum içinde yaşadığımız musibetler konusunda her kesim eşit oranda suçlu.
***
Son 50 yıllık gazete arşivleri açılsa insanların hep siyaseti eleştirdiğini görürüz. Bir sorun varsa hep siyasetçiler suçlu. Ancak toplumdaki hataları eleştiren ve düzeltmeye çalışan neredeyse hiç yok.