Atom altı fiziğinin madde kavramı üzerindeki tespitleri bilinen birçok şeyi değiştirmiş, bilim dünyası ve vizyonu geniş gerçek entelektüel kesim bu tespitleri dikkatle inceleyip, yeni bakış açısıyla sorgulayarak, değerlendirmeye başladıktan sonra bilim ile din aynı şeyleri konuşur hale gelmiştir.


Dini metinlerde içinde bulunulan zamanın şartları algılamaya müsait olmadığı için sembol ve mecazlar ile ifade edilen dinin derinlikli anlamlarının batini boyutlarına ait metafizik bilgiler, günümüz atom altı kuantum fiziğinin tespitleri ile insanı kalben 'iman' eden kul olmaktan, aklen mutmain (görerek, bilerek, yakinen emin) olmuş 'ikan' eden kul boyutuna yükseltmiştir.


Atom altı kuantum biliminin, tasavvufla birleştiği noktadaki bu bilgiler, samimiyetle hakikati arayan, düşünen insanın, evrensel sistemin çalışma mekanizmasını anlama ve hayrına kullanabilmesinde önemli öğretilerdir.
Fizikte rölativitenin ve kuantum mekaniğinin ortaya çıkmasıyla ulaşılan bu bilgiler, manevi söylemlerle ifade edilen evrenin çalışma tekniği, yaratışın sırları ve buradaki metafiziğin daha iyi anlaşılmasını sağlamıştır.
Mesela; atom altı bilimin 'Tanrı Parçacığı' olarak tabir ettiği “Higgs Bozonu” (foton gibi soyut (Hiç)) olan bir parçacığın, alanla etkileşime girip, kütle kazanıp, yoğunlaşması neticesiyle oluşan atomlarla somut maddenin oluşması) aslında Kur’an'da ki Allah’ın 'Ol' sözüne karşılık gelmektedir.

“Kûn Fe Yekûn” Ol Der ve Olur. (Yasin suresi/ 82)

Çünkü kişinin dünyasında açığa çıkanlar, soyut mana (esma) yüklü frekans dalgalarının, düşük hızlarda yoğunlaşarak, kütle kazanıp beş duyu ile somut var olarak algılanması hadisesidir.
Sonsuz hızda 'mutlak tek bir bilinç' vardır ve bu bütünsel TEK yapı, gözlemlendiğinde (etki oluştuğunda) hızını azaltarak sıfatları vasıtası ile algılayan (benlik) ve algılanan suretleri açığa çıkartıp, varlıklar (çokluk) âlemini oluşturmaktadır. Tek olan varlık, suretlerden oluşan bu çokluk algısı illüzyonu ile zatını örtüp perdelerken, aynı zamanda bu suretler (varlıklar) vasıtasıyla manalarını bilinir kılmaktadır.


“Ey örtüsüne bürünmüş olan” (Müddesir suresi/1)

Kuantum fiziğine göre tüm evrenin bir bütün (tek bir yapı) oluşu tasavvuftaki 'vahdet-i vücut' kavramının bir karşılığıdır. Buna göre de kâinatta her şey, birbirine bağlı canlı bir alan oluşturmaktadır.
Zihinlerimiz bu alan vasıtası ile her an birbirleri ile ilişki halindedir. Kuantum fiziğinde gözlemci etkisi kuramına göre her şey birbiriyle bağlantılı olduğu için gözlemci, gözleneni (dış dünya) gözleyerek (bilgilendirmek suretiyle) ve etkileyerek, değiştirmektedir.

Bu yüzden hadiseler üzerinde oluşturduğumuz düşüncelerimiz, dualarımız, hal ve niyetlerimiz, enerji dünyasına etki ederek madde üzerinde yoğunluğu oranında düzenleyici ve yapıcı etki oluşturmaktadır. Bu da tasavvuf düşüncesindeki yaratma enerjisinin oluştuğu 'dua ve niyet' kavramına denk gelmektedir.

Devamı...