Merhabalar, hayatımızın her noktasında yaşadığımız ülke dışında bile kimi işlerimiz ile karşılaştığımız zorluklarda rüşvet yolu ve belli networkler ile yine paraya dayalı şekilde bir yardımlaşma durumlarını yaşayan arkadaşlar vardır.

Ben bunun dinimiz islamın koşullarında karşılığını merak ediyorum, rüşveti bir sadaka olarak verdiğimizi düşünerek verebilir miyiz ?

Yasalar çerçevesinde mümkünlüğü olmayan ancak çatışmaya sebebiyet verebilecek unsurların dışına çıkmak kaidesi ile rüşvet sebebini kendimiz mi doğurmuş oluruz, yoksa karşıdaki kişilerin parmak şıklatıyor olması mı bize ışık tutar ? bu durumda günahkar biz miyiz.

Sadaka ve Zekat ihtiyacı olan kimselere verileceği üzere düşünülen bir gerçektir fakat rüşveti alan el gerçekten ihtiyac sahibi olabilir mi, zihnimiz bazı şeylerin farkında olduğu halde bunu rüşvet olarak değilde sakada olarak nitelendirmemiz (niyetinde olmamız) kendimizi kandırmamız sayılır mı.

Elden ele dolaşanlar dışında, hedef gösterilenler kulübe bağış, x dernek bağışı v.b gibi yapılan bağışlarda o çatı altındaki kişiler haramzedeler mi olur.

Nitekim bunun dışında başka vatandaşların/kişilerin benzer şeyi rüşvet olmadan gerçekleştiremiyor olması onların hakkına girmeye teşebbüs mü, fakat o kişilerin karakter ve zihninde eğer maddi gücü olsaydı bu dalalete düşecekleri/düşmeyecekleri bu durum nasıl açıklanabilir.

Sadaka ve zekat için malın 40 da 1 'i şart koşulur denmekte bu durumda 40 da 1 inden fazlaca verilenler kabul görebilirmi?

Garip ve düşünceleri satırlar için üzgünüm, internet üzerinde karşılığını doğrudan bulamadığım şeyler merakımı maruz görün bu konuda farklı görüşleri merak etmekteyim.