Kemalok adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Benim yazdıklarıma bir bakarsak aslında çok da pirinç tanesi hesabı bir zenginlikten bahsetmiyorum ve kaldı ki açıkça ironi yapıyorum. (Çok açık yapamamışım demek ki ) Genel anlamda ortalama bir refahtan dem vuruyorum, aynı zamanda da tıpkı sizin bahsettiğiniz gibi sınırı kimin nasıl çizdiğini soruyorum. Bana göre birkaç yaşam kolaylaştırıcı mal ve tüm aile fertlerinin sağlıklı oluşu müthiş bir zenginlik iken bazıları için sürekli genişleyen ticari hayat ancak zenginliğin tanımı olabiliyor. İnsanın doyumsuz ve aç gözlü olduğunu binlerce yıllık tecrübelere rağmen "yok canım ne alakası var?!" diye reddedecek değilim. Kaldı ki zenginliğin, varlığın ve refahın paylaşılması gerektiği kanısındayım. Buna insani ya da dini açıdan bakabilirsiniz. Eğer ben bir yerde maddi anlamda güçlük çekiyorsam başka bir yerde birisi ihtiyacından fazlasını tüketiyor demektir. Dünyanın servetinin %90'ınından fazlası dünya nüfusunun %1'inin elindeyken bize ancak buralarda goy goy yapmak düşer. E rahat da edelim ama değil mi? Edemiyorsak da hayalini kuralım hiç olmazsa.
İnsanlık olarak mevcut dengesiz sistemden bende çok mutlu değilim fakat zenginler güçlü olduğu için değil, alternatif bir çözüm formülü olmadığı için bu düzen - sistem bu şekilde devam ediyor, etmek zorunda. Dünya servetinin büyük kısmı çok küçük bir azınlığın elinde ama kapitalizm ne reklamlarda anlatıldığı kadar herkesin kolay bir şekilde zengin olabileceği bir şey ne de komünist, sosyalist savlar ile o kadar verimsiz veya zengin olmanın - kendini, aileni refaha eriştirmenin imkansız olduğu bir şey.

Kapitalizm ve patron - hissedar kavramlarının devamını sağlayan şey paranın az sayıda insana ait olduğunda daha değerli olup o kişlerin o paraya daha fazla azim, hırsla sahip çıkması ve üstüne katmaya çalışması sayesinde geliyor. Bu yüzden az veya nispeten az sayıda hissedarı - patronu olan küçük, orta - büyük işletmeler başarılı bir şekilde devam edebiliyorken 3,5,10 veya tüm çalışanların komünist - sosyalist mentalite ile hissedar - patron olduğu işyerleri tutunamıyor veya gelişemiyor.

10 tane çalışanın 12 bin TL maaş aldığı, bir patronun ayda net 60 bin TL kazandığı bir iş yeri düşünün. Patronu aradan çıkarıp patronun aylık 60 bin TL'lik net gelirini 10 çalışana bölüştürseniz bile çalışanlar ayda 12 bin TL yerine, 18 bin TL kazanmaya başlayacaklar. Patron, 60 bin TL sayesinde olası iş kesatlığı durumu için güvence yatırımı yapabilirken yine 18 bin TL alabilen çalışanlar bu şekilde bir yatırım yapamayacaklar, aynı şekilde patron'un 60 bin TL ile elde edebildiği imkanlara 18 bin TL ile erişebilmeleri mümkün değil. Haliyle 18 bin TL alan işçiler ne birbirlerine, ne kendilerine 60 bin TL alan patron gibi ne bir sistem kurabilecekler, ne patron - hissedar gibi kısmi bir otorite oluşturabilecekler.