divide et impera @Hasan54;

Burada örneğin Latin bir deyişin örneğini görüyoruz, 17.Yüzyılın furyasında Latince loncaların filolojik eğilimi olurken, Aydınlanmacıların eğilimi antik yunanca Grek üzerineydi.

Böl parçala ve yönet prensibin beşinci kol bunun kamu diplomasisi minvalinde dünya savaşların pratiğinde soğuk savaş devamında iyicene artık günümüzün bir rutini pratiği haline gelmiş olanda.

Aslen tezahürün siluetin bütün o ülkemizde STK'lar kültür programları gelenek sosyal medyalar sosyal gruplar hepsini tıpkın beşinci kol faaliyeti gibi kamu diplomasisinde eritince karşımıza şu sonuç çıkmaktadır.

Liboştan bir toplumda liboştan insanlar nihayetin malik değil mülkün değil bildiğin reayadan kullar köleler.

Örneğin ister adem-i merkeziyetçilik de ister teşebbüs-i şahsi şimdide liberal de, ne dersen de beşinci kolun faaliyet asıl olan amaç, aşağıda bahsettiğim şey yalın arı duru gerçek.

Memaliğin olmuş entegre tesisleri, memaliğin her bir mülki idari birimi olmuş sana çiftlikler , memaliğin malikleri de olmuş sana reayadan küçükbaş büyükbaş sürüler, işbun siluet 17.yüzyıl disipline toplum düşüncesinin bir ürünüydü hayaldi gerçek oldu.

Köyden mecradan kasabadan şehirden çiftlikler, işbu çiftliklerde insandan küçükbaş büyükbaş alınır satılır mallar, ülkeden insan entegre tesislerin.

Para dediğin klasiğin sinirselin koşul ortağın araç, hani arzu ettiğin eyleme davranışa koşulla diye. Ha işte Paran kontrol nüfus kaynak kimdeyse tanrı oluyor.

@MismisKrali; İşte küresel olarak işbun muhabbet piyasa kurumlar otoriteler piyasalar hem nüfus hem mülki bahsini ettiğimiz loncaların geleneksel günümüz fark etmiyor ha işte onların olunca?

Haliyle de günümüzün tanrıları onlar gerçekte bu.

MismisKrali adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Beşinci kol çalışmasını hiç duymamıştım. Bu da bugünün değerli bir bilgisi oldu benim için. Geçen iki hafta önce bu bahsettiklerinize yakın bir kitap okudum bir de üstüne bir belgesel izledim. İçindekiler beşinci kol çalışmasına çok benziyormuş. Günümüzde mevcut bu durumlar görüyoruz sadece anlamlandırma noktasında yeterli olamayabiliyoruz.

Sayın hocam gerçekten engin bir bilginiz var besbelli ve çok memnun oldum. Sizin yazdıklarınızı okurken sanki Eric Hoffer ve Nasim Nicholas Taleb okuyormuş gibi oldum Nasim Nicholas Taleb, Antikırılganlık kitabında "yazdıklarımı kimse anlamıyor" diye sitem ediyordu. Fakat birkaç kere okuyunca ana hatları insanın kafasında canlanıyor. Sizin de yazdıklarınız anlam dolu şahsi görüşüm bu yönde.

Bunları bugün çok net yaşıyoruz çünkü iç grup övmek zorunda bırakılan çok sayıda insan var. Dostlarımda da bunları görüyorum özellikle sosyal medyada dış grup olarak yerilmemek adına kendileri gibi bile olamıyorlar. Belki kimi zaman ben de öyleyim!

Tag için teşekkür ediyorum.