@JTR;
@tanereker; Misafir;
" onlar mı zihinsel engelli? Yoksa Biz mi zihinsel engelliyiz? "
Misafir; sizinle bir münazarada, ister iseniz bilimsel olarak nesnel bunun ispatını yapayım demiştim.
İlgili konu İncelenebilir mesaj
İlgili bozukluğu şahsıma icra eden sergileyen arkadaşın, didişim esnasında kullandığı sözel bir unsur görselin uyaran olarak ele alacağız elbet.
"
Konu sahibi bu kafasıyla bi psikoloğa görünmeli. Bugün cebinde para yoksa bunu piramitlere veya sahip olduğun saygınlığa bağlamak falan çok saçma. Farklı tarafı görüp işin ucundan tutarsan maseratiye de binersin, en güzel villayı da yaptırırsın. Olduğun yerde sayarsan görmüş olduğunuz gibi ben tanrıyım veya biz bir sistemin kölesiyiz saçmalıkları ağzınızdan dökülür. "
" Maserati ve en güzel villa " ifadesin irdelendiğinde işbun toplum mühendisliğinin algı yönetimi gütme çalışmasının kaynağını öğrenmek mümkün müdür bakalım?
Hazırlık :
- İlgili arkadaş şahsıma saldırın bozukluk icra eder sergilerken, görsel işitsel uyaran olarak irdelendiğinde pekala üsluptan dağarcıktan jargondan ilgili arkadaşın pekala bunu zorlantı esnasında yazdığını açıkça söyleyebiliriz. Bu yüzden arkadaşımızı sinirsel açıdan irdeleyebiliriz. Bilinçlice yapılan bir davranış değil de zorlantı esnası güdülenmek suretiyle yapılan bir davranış diyebiliriz.
- Anlık bir tepkin olarak düşünüldüğünde, ilk akla gelen görüntü kurgun der isek şayet, davranışı ele aldığımızda oldukça da ilkeldir bu yüzdende oldukça düşük bir algıdan söz edebiliriz.
- Dolayısıyla işbun eylemi icrada tutarlılık niyet gayet de samimidir ve güvenilirdir.
Maserati bildiğiniz üzere spor bir lüks araba, lüks bir tüketim ve günümüz dünyasında statün sembollerinden birisidir diyebiliriz.
Villa yerine malikane denmesini beklerdim lakin, işbun arkadaşımızın malikane ile alakalı şiddetli bir uyarana pekte denk gelmediği için, günümüz medyasında geneli
villa tipin konutlarda geçtiği için arkadaşımızın Maserati ve Villa arasındaki ölçüsüzlüğünü de buna vermek durumundayız.
Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisinde, değerli arkadaşımızın kendini gerçekleştirebilmesi için gereken şey bir Maserati ve bir villa sahibi olmak.
Bunun içinde gereken şey para, Yani arkadaşımız bir villa ve bir Maserati'den ibaret aslında.
Villa ve Maserati'ye ulaştığında kendini gerçekleştirmiş olacak,
Eğer arkadaşımız Villa ve Maserati'ye ulaşmasının önemsizleştirildiği bir kurgunun içinde yer alırsa, kendisin tehdit altında hissedecektir.
Bu yüzdende Villa ve Maserati'nin önemli olduğu kurguda ilgili arkadaşımız, kendisin grup hissedecektir bu yüzdende tehdit altında hissetmeyecektir.
Villa ve Maserati arkadaşın gerçekliğinde tezahür kendisidir, bu yüzdende çevresinden de bunun önemli olduğuna dair pozitif uyaranlar beklemektedir, işbun arkadaşın gerçekliğine aykırı uyaranlarda arkadaşımız tehdit altında hissedip tetik olacaktır, kendisinin gerçeğini gerekirse zorla dayatacak çevresini öyle şekillemeye çalışacak başarılı olduğu takdirde de sinirselin açıdan doyuma ulaşacaktır. Kendisinin gerçekliği çevresinin de gerçekliği olduğu için tehdit altında hissetmeyecektir. Dolayısıyla zorlantı geçecek rahatsız edici semptomlar sona erecek rahatlayacaktır.
Yani arkadaşımız : Kendini gerçekleştirme ve saygınlık, Sevgi ve ait olma konularında ihtiyaç hasılını işbun unsurlara sahip olarak gidermektedir.
Bunlara ulaşması içinde paraya ihtiyaç vardır.
"
Bütün amerikan sistemi şunun üzerine kuruludur. Okuduğunuz bütün kişisel gelişim kitapları, seyrettiğiniz filmler, ''hedefi koy, oraya giderken ne gerekiyorsa onu yap'' onu öğretirler. Akşam bi film seyredersin, açarsın, '' bilinç altımızda adamla kendimizi özdeşleştiririz.'' Film boyunca adam çaba gösterir. Filmin sonunda başarır. Hepimiz rahatlamış olarak yatarız. O başardı, bilinç altımızda bizde başardık. Bide işin garip tarafı, bi numaraları var, film boyunca adamın cep telefonu markasını, arabasını, saatini, yediği ve içtiği ürünleri gösterirler. Ve bilinç altınıza derler ki; sen de bu ürünleri tüketirsen, sen de başarılısın. Ve bütün sistem bunun üzerine kuruludur. "
"
Demek ki hayatta herkes 930 metrekarelik villa sahibi olabiliyor. Demek ki bütün hedef bu olmalı. Hayat yüz metre yarışıysa, ben sana bundan yaklaşık 6 yıl önce Seattle'da yapılan dünya down sendromlu çocuklar olimpiyatında ki yarışı anlatayım. Yarış başlıyor; Zihinsel engelli çocuklar kızlı erkekli yarışıyorlar. Bütün stadda ayakta. Oğlanlardan birinin ayağı takılıyor ve bağara bağara ağlamaya başlıyor. Stadda müthiş bir sessizlik. Diğer sekiz yarışmacı duruyorlar ve yerde bir tane yarışmacı bağıra bağıra ağlıyor. Kaldırıyorlar. Bi tanesi eğiliyor kızlardan çocuğun bacağını öpüyor ve bu seni iyileştirir diyor. Çocuk tak susuyor. Giriyorlar koluna, dokuz tane zihinsel engelli çocuk yarışı beraber bitiriyorlar. Bu anlattığım bir maraton değil, bu çocuklar bir daha bu yarışa katılamayacaklar. Dört yıl sonra katılcaklar, bir daha bunların katılma ihtimali yok. Şimdi abi ben sana tüm samimiyetimle soruyorum, onlar mı zihinsel engelli? Biz mi zihinsel engelliyiz? Bir yarışa sokarlar insanları, koşarsınız koşarsınız, bi dönersiniz, dersiniz ki ya ben ömrü bunun için mi geçirdim. "
https://www.youtube.com/watch?t=1253...ature=youtu.be
Sonuç : Liboştan bir dünyada liboştan bir toplumda liboştan insanlar, şehirden köyden kasabadan mecradan velhasıl kelam mülki idari birimden çiftlikler, işbun çiftliklerin içinde küçükbaşın büyükbaşın Reaya dan liboştan sürüler, özetle insan entegre tesislerin.
17.Yüzyıl kamu diplomasisinde disipline toplumun, bu denli üretim bandına sokulup da bir üretim aracına çevrilip, alınır satılır malın küçük baş büyük başın sürülerin, günümüzün dünyasında pratiğinin olacağını sanmazdım o açıdan yanıldım.
Bana bir dünya borçlusunuz.