HazBusiness adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
İlk insanlar avcı-toplayıcı ve göçebelerdi. Üşümesi gerekiyorsa üşüyorlar, avlanması gerekiyorsa avlanıyorlar, eşlerini korumaları gerekiyorsa vahşi hayvanlarla mücadele ediyorlardı. Hayatı hissederek yaşıyorlardı. Ne zaman ki insan göçebe hayatı bırakıp, yerleşik hayata geçti; benliğini kaybetmeye başladı. Ektiği buğdayın kölesi oldu, başını bekler oldu. Konfor alanını geliştirdikçe kendinden uzaklaştı. Nüfus patlamalarına ve kaynakların hızla tükenmesine sebep oldu. Bugün karınca gibi çalışıyoruz. Zamanımızı para karşılığı kiraya veriyoruz. Peki Dünya'nın bu kadar üretime, bu kadar insanın çok çalışmasına ihtiyacı var mı? Birilerinin banka hesaplarına yeni sıfırlar eklemek dışında neye yarıyor?

Atalarının ilkel genlerini içlerinde taşıyan ama bu durumu baskılamış hayatlar yaşıyoruz. Her insan doğasının gereğini yaşamalı. Günümüzde atalarımızın mirası özellikler yadırganıyor. İnsanların ruhlarını kaybettiğini düşünüyorum. Feminen erkeklerin, bunların karşısında maço kadınların yetiştiği bir çağdayız artık. İki taraf da mutsuz. Sağlıklı ilişkiler kurulamıyor.

Sonuç olarak; insan ömrü uzadı. İlk insanlara göre 25-30 yıl daha fazla yaşıyoruz. Aç kalmıyoruz, üşümüyoruz. Hemen hemen herkes temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Sıcak yuvalarımızda risk almadan, zorluk yaşamadan, teknolojinin esiri olmuş bir şekilde hayatı hissetmeden devam ediyoruz.

Peki sahiden yaşıyor muyuz?

Sağdan soldan bazı zırvalıklar okuyup inanıp içselleştiriyorsunuz. maalesef.
Mağara adamlarının hayatlarını idealize eden adamlara şaşırıyorum.
Kim tutuyor sizi? Al eline bir bıçak hatta çakmak taşı kendin gibi düşünen 5 arkadaş bul.
Gidin amazon ormanlarına. Bakalım 6 ay hayatta kalabilecek misiniz?)))

Mağara adamlarını bu kadar idealize etmeye gerek yok.
Erkekler feminenleşmiş.
Bir erkeğin feminenleşmesinin dünyayı daha mutsuz bir yer haline getirdiğini ispat edemezsiniz.
Bir adamın karılarını çalmak için kocasının kafasını taşla ezen adamların meşru olduğu zamanı ne güzel eskiden erkeklerde testosteron vardı diye anlatıyorsunuz

İnsanoğlu testosteronu dizginleyip organize olmayı, vahşiliği bırakıp medeni olmayı becerebildiği için en baskın tür oldu.
Ekip biçtiği için kıtlıklarda hayatta kaldı, silah üretecek sermayeyi, girişimciyi, işçiyi organize edebildiği için dünyanın her yerini zaptetti.
O silahı üretirken birilerinin banka hesaplarındaki sıfırlar arttı elbette ama o silahlar sayesinde vahşi hayvanlar ile kendi başına mücadele etmekten kurtuldun.
Yoksa seni full testosteron ile doldursak da bir goril seni tek eliyle öldürürken diğer eliyle kahvaltı ederdi.

İnsanı ve insanlığı ulaştığı kültür seviyesien çıkaran şey, tüm dinlerinin, tüm kültürünün, tüm yasalarının, tüm toplumsal kurallarının senin idealize ettiğin testosteronu baskılamak üzerine kurulu olmasıdır.
Testosteron ve savaşçı erkekler dünyanı cehenneme çevirir.
Erkeklik ve saldırganlık maçoluk güzellemesi yapanlar öyle bir sistemde yaşasa ilk ortadan kaldırılacak adamlardır.
Çünkü orman kanunlarında delikanlılık, cesaret, babayiğitlik yoktur.
Pusu vardır, hile vardır, bencillik vardır, vahşet vardır.
Daha fazla testosteron daha maço erkekler demek daha fazla ölüm daha fazla savaş daha fazla kavga daha fazla çatışma demektir.