Arkadaşlar çok garip yorumlar gelmiş cidden. Kadercilikle bu noktaya geldik, halen kadercilik yapan var. Yazık.
Her ırkın veya ulusun iyi insanları olduğu gibi kötü insanları da vardır. Ne tek iyilik yapan bizim milletimiz, ne de sütten çıkmış ak kaşığız. Bu hemen hemen her devlet için geçerli. Elbette insancıllık, sıcak kanlılık, misafirperverlik gibi olgular her ülkede farklı oranlarda değişebilmektedir. Ama bunlar bir toplumun doğru ve düzgün olduğunu kanıtlamaz.
Avrupalı misafire ne kadar yemek yiyeceğini önceden sorar, ortadoğu insanı ise elinde ne varsa misafirin önüne yığar. Bunlar kültürel farklardır. Ve "şu iyidir, bu kötüdür" diyerek ayrıştırma yapıldığında direkt taraflı çıkarımlar yapılmış olur.
Önemli olan, toplumu yönetecek olan donanım sahibi kişilerin, insanların arasındaki iyiyi de kötüyü de bilerek buna göre minimum sorun yaşanabilecek bir oluşum inşa edebilmesidir. Bu da ancak duyguları ile değil aklıyla ve mantığıyla hareket eden bilinçli bir halk ile olur. Bu olmadığında demokrasinin yarardan çok zararı olduğu açıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında savaştan çıkmış bir ülkede fabrikaların kurulması, ziraate ve havacılığa önem verilmesi, Türk lirasının değerli olması, ülkenin borçlanmamış olması ve ekonominin güçlenmesi gittikçe halkında bilinç kazandırmış bir önderin ve destekçisi olan halkın eseridir.
Halk yöneticisinin seviyesinde yozlaşabilir. Bunun örneğini gündem deprem olduğu için sadece depremden örnek vereceğim; bina yapılmaması gereken yerlere imar izni veren yetkililer, malzemeden çalan, temelde ucuz malzeme kullanan ve yaptığı siteleri "cennetten bir kare" olarak milyonluk reklamlarla tanıtan ve deli gibi vergi kaçıran inşaat firmaları sahipleri. Kaçırdığı vergilerse halkın tamamına yük haline geliyor onu da es geçmeyelim. işte bu sıcaklık samimiyet eş-dost-para ilişkileri arasında zararlı bir hale geliyor. Yap bakalım Almanya'da, İtalya'da veya ABD'de aynı şeyi? Neden olmuyor? Çünkü baştan kanun var, nizam var, kayırmanın düşüncesi bile yasak.
Bu konuda net olarak ahlak ve etik yoksunu olduğumuzu söyleyebilirim. Kimseyi işaret etmiyorum. Ben de zengin olsam, böyle gördüğüm için "hee bu işler böyle yapılıyor, demek ki raconu budur" diye yapabilirdim. Çünkü toplumun dinamiği "nereden insan yontsam, nereden kâra geçsem"üzerine döndü. Etik açıdan bakarsak zaten bu bir kepazeliktir. Bu kepazelikler sonunda yapan 1 kaybeder ama, yapılanlar 1000'ler kaybeder. Demek istediğimi anlatabilmişimdir umarım. O müteahhit veya imar izni çıkaran binlerce canın katili değil mi?
Ama sen ülkedeki her olayı, kadere kısmete bağlayan, ülkenin kalkınmasına zerre faydası olmayan diyanete yıllarca devasa bütçeler ayıran, laik ve demokratik denilen ülkede yüzlerce aktif tarikatın insanları sömürmesine izin veren, yaptığı harcamalardan zerre seviyede halka hesap vermeyen, yıllarca mecliste gündeme getirilmiş bir terör örgütünü koruyup kollayan, ortaya çıkınca da "kandırılmışız" diyip yırtan insanlara ülkenin yönetimini teslim edersen, sonra bunlar neden bizim başımıza geliyor dersin.