digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Eski eşim askeri sağlık personeliydi. İstanbul depremi için toplanma ve çalışma eylem planlarına katılmıştı. Orada yapılan sunumlarda şehir haritasında kırmızı alanlar olduğunu söylemişti.

Bu kırmızı alanlar İstanbul depreminde arama kurtarma ekiplerinin hiç girmeyeceği bölgeler olduğunu söylemişti. Hatta kasımpaşada oturduğumuz sokak kırmızı alandaydı.

Sokakları dar, yapı stoğu eski, iletişim ve ulaşım olanakları kısıtlı alanlara kurtarma ekipleri hiç girmiyor ya da önceliği başka alanlara veriyorlar.

Biz İstanbul sa yaşarken bunu biliyorduk ve bir birimize deprem sonrası buluşma ve planları anlatıylrduk. Ama koca bir şehre hiç girilmemesi diye bir şey olamaz. Burada gerçekten hesap verilmesi gerekem bir zaafiyet var.
Hocam yardım yok. İnsanlar aç susuz. Sabah saatlerinde arkadaşlarım 15 kişilik Afad ekibi geldi diye seviniyorlardj ki bunu yaşadığımızda depremin üstünden 24 saatten fazla zaman geçmişti. Halen enkaz altında insanlar var. Ordaki ekipler az uğraşla çıkartabileceklerini çıkartıyorlar. Vinç, makineler yetersiz. Asker kışladan çıkmış yardımcı olmaya çalışıyor. Ben kendimde şuanda sivil sağlıkçıyım. Dünden beri adıyamana bir Afad umke bakanlık gibi resmi bi organizasyonla gitmeye çalışıyorum. Sivil sağlıkçı olarak kimse beni götürmüyor. Tek başıma imkanlarımla gidemiyorum. Orda sağlıkçı arkadaşlarım var. Afad görevlisi arkadaşlarım var. Ancak şöyleki ordaki görevli insanların da hepsinin ailesi orada. Hangi sağlıkçı, afad görevlisi, asker, polis, arkadaşımı arasam, sorsam ulaşmaya çalışsam ya ölmüş ya enkaz altında ya da annesini babasını, eşini, çocuğunu enkaz altından çıkarmaya çalışıyor. Adıyamanın kendi görevli personellerinin hepsinin acısı çok büyük. Teyzelerime, kuzenlerime yardım etmesi için ulaşabildiğim bir arkadaşım kendi amcasının, eşinin, çocuklarının cesetlerini taşıyordu. Buralara dışardan taze kan lazım. Profesyonel ekipler lazım. Ama yok yok yok.