mkozdogan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

2) Uygun fiyatlı ve vadeli satın alamıyorsanız, bu işe kalkışmamalısınız.
3) Trend odaklı her şey, kısa vadede ciddi kazançlara dönüşse de A/B/C planları yapamıyorsanız faaliyetiniz günün sonunda mutlaka zararla neticeleniyor.
kesinlikle.

al-sat ticareti yapıyorsanız eğer ki bu ticaretin de temel unsuru kalıplaşan tabirle alırken kazanmaktır.

çok şeffafça bizzat halen daha sürdürdüğüm operasyondan bahsedelim.
danışmanlıktan ayrıca şirketlerimden biri de telefon kılıfı dikeyinde hizmet veriyor.
piyasanın en kaliteli telefon kılıflarını alıyorum. benim gibi alan en az 100 farklı yer daha vardır.
piyasanın üzerinde satış fiyatına sahibim. benden daha yüksek fiyatlara satanlar da bulunuyor, ancak geneli benden çok çok daha düşük fiyatlara satıyor. hatta bazen diyorum ki; "ya alış fiyatı x bu kılıfın. sen buna baskı yapıyorsun, kutu yapıyorsun, kargo ücreti ödüyorsun, fire veriyorsun, iade oranını ya öngörüp ya da tecrübe edip dahil ediyorsun, reklamını yapıyorsun, seosunu yapıyorsun, çağrı merkezini yapıyorsun, komisyon ödüyorsun. nasıl x+5tl'ye satabilirsin, satmamalısın."
ancak bahsini ettiğim marka konumlandırması da tam bu noktada öne çıkıyor.

evet sattığımız kılıfları bizden farklı firmalar da neredeyse bizimle aynı fiyata tedarik edebilir.
ancak biz ne yapıyoruz?
harika bir kutu ve paket yapıyoruz. öyle ki kullanıcılarımız "kutularınız harika, bayıldık" diyor. e diyoruz ürün? ürün zaten harika.
peki biz bu harika kutuları ucuz mu yapıyoruz? hayır, aksine en büyük maliyetimiz kutu. ancak ürün size ulaştığında siz kendinizi ayrıcalıklı hissediyorsunuz. işte size sunduğumuz value proposition.

üründe bir hasar mı oluştu? çok doğal, olabilir. ürün sizde kalsın, biz hemen yenisini gönderelim.
e bunu yapınca ne kaybettik biz? kılıf, baskı, kutu, kargo ve diğer maliyetler bize eksi yazdı. ne kazandık? "ulan adamlar harika, hemen yenisini gönderdi. bak ayşegül, sen de buradan sipariş ver"
aa, yeni bir müşteri kazandık. o başkasına, o da başkasına, diğeri de ...

sürdürülebilirlik kavramı bu noktada devreye giriyor.

peki biz bunu yapmasaydık ne olurdu?
maliyet +5tl'ye bunu satardık. hoşnutsuzluk durumunda telafi edemezdik, bir alan tekrar almak istemezdi. daha ucuzunu bulduğu noktada daha ucuzunu alırdı. marka değeri yerle bir olurdu, sürdürülebilir olmazdı.

gel gelelim;
eticaret yapmak için ürün bulmayın. ürün bulun, fizibilite çıkarın, eticaret yapın.
her şeyine hakime değilseniz -ki değilsiniz- o işin profesyonellerine işi emanet edin.

bunları biriktirdiğinizde, hızlı değil, ama kesinlikle başarılı, karlı bir eticarete sahip olacaksınız.

iyi bir eticaret yönetimi için; finans bilmelisiniz, muhasebe bilmelisiniz, matematik bilmelisiniz, müşteri ilişkileri bilmelisiniz, esnafla esnaf olabilmelisiniz, ürün satarken kendinizi müşteri olarak görmelisiniz, reklam bilmelisiniz, tasarım bilmelisiniz, sosyal medya yönetimi bilmelisiniz, seo bilmelisiniz. hepsine iyi şekilde hakim olmak doğru konuşalım imkansız, ama her işi iyi yapan başkalarını bulabilmek imkanlı. ve evet masraflı. işte tüm bu masrafları göz önüne alıp fizibilitenizi çıkardıktan sonra, emin olun ki başarılı olacaksınız. aksi mümkün değil.

son olarak;
pazaryerleri yalnızca sizin satışınıza katkı verecek mağazalardır. satışınızın temelini pazaryerleri üzerine kurmamalısınız, yanılırsınız.