müthiş tespitler. tebrik ederim.
ancak e-ticaretin gerçek amacını malesef ki tam manasıyla oturtmadığınız için bu durumu yaşamışsınız. sizi tenzih ederim, genel olarak "buyboxa girip ürünleri satarım" fikrini benimseyen herkes için bu söylediğim geçerli.
sunduğunuz bir şey olmalı eticarette, bir değer yaratmalısınız, value proposition denir buna. kalite, sunum, fiyat, kargolama, paketleme, ürün hikayesi ya da başkası. tüm bunlarla birlikte bir marka oluşturmalısınız. hatta gelin bunu sadece eticarete indirgemeyelim, ticaretin temeli esasen budur.
bunu sağlamadığınız müddetçe tespitinde bulunduğunuz her şeyin altına imzamı ben de atarım.
özellikle yeni jenerasyonun fazlasıyla hafife aldığı bir şey söz konusu. bunu dijital pazarlama ve eticaret alanında 15. yılını doldurmuş biri olarak çok rahat ifade edebiliyorum. çok kez karşılaştığım şeydir şu cümle "ne var ki sizin yaptığınız işte; site yap, reklam ver satış yap. hatta site bile yapma instagramda bi sayfa aç, trendyolda mağaza aç ürünlerini yükle oldu bitti."
fakat o iş öyle olmuyor tabii ki
bir marka yaratmanız gerek. markanın bir hedefi olması gerek. bir hikayesi olması gerek.
yoksa bahsini ettiğiniz gibi hele ki bir de "satış geldikçe alır satarım" fikri ile ne eticaret yapıp başarılı olabilirsiniz ne de ticaret.
not: tüm bunları söylerken mutlaka belirtmek gerek; hiçbir genelleme doğru değildir.
Hocamın değerli yorumuna teşekkür ederim. Kendisinin tespitleri altına ben de imzamı atıyorum.
Ancak ve malesef biz aslında markalaşmıştık. Kurumsallığı da çözdük. 2 yıl boyunca, tüm pazaryerlerinde min. 9.8 pazaryeri puanımızla bunu teyit ettik. Tüm kargolar işyerimizden toplanıyordu. Özel olarak taşınıyordu. Günlük 250 siparişe ve yalnız 5 saat elde olmasına rağmen saat 14'ten önce kargoyu mutlaka çıkıyorduk. Bekleyen kargomuz olmadı. Ertesi güne kalan siparişimiz olmadı. 1 kere bile yanlış ürün, kusurlu kargo gönderimi yapmadık. Yalnız 26 tane ürün, alıcı adresinde bulunamadığı için geri geldi. 1 Ürün, müşteri tarafından çocuk oynaması gereken yüksek bedelli bir oyuncak silah kırıldığı için, tamir sebebi ile memnuniyetsizlik oluşturdu. Zira distribütör ve fabrika da konuyla ilgili müşterimize yardımcı olamadı.
Biz, genel anlamda satın alma yapmayı ve diğer tüm rakiplerimizin yaptığı gibi ticaretin temelini oluşturan başkasının malını sermaye etmeyi beceremedik. Haram - helal gözettik. 10bin adet de olsa peşin satınalma yaptık.
Tüm ürünleri e-fatura ile gönderdik. Bireysel satınalma yapıp, faturanın şirketine kesilmesini talep edenlerin bile taleplerini geri çevirmedik. Kahverengi ürünün beyazını isteyen müşterimize fabrikadan özel sipariş ederek açıktan yardımcı olduk. Bunun için hiçbir ücret almadık. Ancak, büyük satıcılara ve üreticilere ezildik. Buna bir çözüm bulamadık.
Üretici olmak, zorlu süreçler ve ciddi arge çalışması gerektirdiği için ve genellikle de trend odaklı üretim yapanların günün sonunda mutlak başarısız olduğunu gözlemlediğimiz için üretici olmayı hiç düşünmedik.
Bu işi yapmanın ve başarmanın temel felsefesini zaman ve kârsızlık neticesinde şöyle öğrendik.
1) Fiziksel Ticaretiniz yoksa, e-ticaret yapmamalısınız.
2) Uygun fiyatlı ve vadeli satın alamıyorsanız, bu işe kalkışmamalısınız.
3) Trend odaklı her şey, kısa vadede ciddi kazançlara dönüşse de A/B/C planları yapamıyorsanız faaliyetiniz günün sonunda mutlaka zararla neticeleniyor.