36 yaşında bir abin olarak yazıyorum; 14 yaşından beri kendim çalışıyor kendim kazanıyorum. Kendimi bildim bileli kendi kararlarımı kendim veriyorum. Şu an hala çocuk muamelesi gördüğüm zamanlar oluyor ama kestirip atıyorum. Hayatta erken öğrendiğim ve harika olan bir şey var: HAYIR! demek. Hayır demeyi öğrendiğin zaman işler normalleşiyor. Sanırım Karadenizlisin ki ben de öyleyim, bizim oranın insanının yapısı böyle.

Sana tavsiyem ilk adım olarak baba evine çok uzak ve çok yakın olmayan bir yerde ev tutup oraya yerleşmen olacak. Hem ofis olarak kullanıp hem de zamanla ev formuna soktuğunda kafalarında oluşturdukları tablo esnemeye başlayacaktır. Farklı bir şehre direkt taşınmak onlar için sıkıntı olacaktır. Ben de ilk adımı öyle atmıştım. Her gün aynı evde olunca her gün kavga etmek kaçınılmaz oluyordu. Burada mesele biraz da ayaklarının üzerinde durabildiğini göstermekten geçiyor. Bunun maddiyatla değil eyleme geçmekle ilgisi var.

İlk önce aynı semtte farklı bir yere taşın. Gönül koymaya başlarlarsa işimi yapamıyorum hem ofis hem ev olarak kullanıyorum falan dersin. Zaten bir süre sonra onlar da yokluğuna alışacaklardır ve ona göre pozisyon alırsın.

Her şeyden önemlisi de takmamayı öğren. 26 yaşına gelmişsin ama takmamayı öğrenememişsin. Baskı karşısında gardını düşürme aksine kaya gibi sağlam dur. Ben herkese şunu söylüyorum; beni dinlemiyorsun bu yüzden seni dinlemiyorum, he he deyip geçiyorum. Canını sıkma, akıllı adamsın, yolu yavaş yavaş yap maratona gerek yok.