Her zaman derim ve demeye devam edeceğim.Ülkenin bu hale gelmesinin bazı kesimlerin suçu var diyebilirsiniz.Bana göre bunun suöu muhalefetin görevini yerine getirememesi.
Güçlü bir muhalefet olsaydı bu durumda olmayacaktık.
Soruşturacak, araştıracak, hesap soracak bir muhalefet gerek ülkeye.Bu a partisi b partisi olabilir fark etmez.
Karşılarında hesap soran bir muhalefet olmayınca mevcut hükümet istediği gibi at koşturdu.
Öyle mükemmel hamleler veriyor ki hükümet bunu kullanmayı kendine oy olarak dönüştürmeyi beceremiyor muhalefet.
Sorunun büyük kısmı burada.Bir diğer kısmı ise eğitimsiz kesimin çok yüksek oradan olması.Bu tür eğitim kesimini yönetmek kolay oluyor.Bakınız bağırarak siyaset yapmak.
Halk bundan hoşlanıyor.Eğitimsiz kesimin yeni nesillerin eğitimi ile yenileceği aşikar.Ama seneler sürebilir. Kaldıki eğitimli kesimde taparcasına bazı partilerin fanatiği olmuş durumda.
Hocam bahsettiğin güçlü muhalefet demokratik toplumlarda olur.
Takım tutar gibi parti tutan adamların fikirlerini lafla, propoganda ile değiştiremezsin.
Çünkü ülkenin bir bölümünün hiç bir siyasi, ekonomik, hukuki altyapısı yok ve bunlar siyasete tamamen gönül bağı ile karar veriyor.
Biz ne yaparsak yapalım anneni senin kötü bir adam olduğuna ikna edemeyiz.
Çünkü annen seni aklı ile değil duyguları ile yargılar.
Aynı mesele ülkenin geldiği durumda da böyle.
Cahil kitleler tüm ezilmişliklerinden kurtulmak için tek bir adamla kendilerini özdeşleştirmişler gönül bağı kurmuşlar.
Aşkın gözü kördür meselesi tam da budur, bazı duygusal saplantılar mantıklı düşünmeyi tamamen engeller.
Bugün bir siyasi çıkıp biz memleketi sattık diye televizyonda itirafta bile bulunsa bu siyasi ile gönül bağı kurup aklını kaybeden insanlar bunu kabul etmezler.
Bu montaj derler, tehdit edilerek söyletildi derler, bu açıklamanın arkasında başka hesaplar var derler tüm güçleri ile bu açıklamayı reddederler.
O yüzden gönül bağı kurulan adam hata yapsa da kötü yönetse de ona toz kondurmuyor danışmanları kötü diyorlar.
Tıpkı bir katilin annesinin oğlunu suçlamak yerine arkadaş grubunu ya da onun bu hale gelmesine neden olan başka durumları suçlaması gibi.
İşte demokrasinin zayıf karnı budur.
Demokrasi vatandaşların ezici çoğunluğunun ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak kadar siyaset, hukuk, ekonomi bileceğini varsayar.
Oysa ülkede cahil nüfus çok fazla olunca siyaset kaynak kullanımının önceliklendirilmesi olmaktan çıkıp din, milliyet, şahsi beğeni gibi duygusal alanlara kayıyor.
Sonra hayatında tek bir ekonomi kitabı okumayan adam televizyonda izlediği yorumculardan duydukları zırvaları papağan gibi tekrar ediyor.
Bu kadar çok papağanın olduğu ülkede tek yapmanız gereken papağanların duyduklarını kontrol etmek oluyor.
2 kanal dışında tüm medya papağanların tek sesli şekilde ötmelerini sağlıyor.
Yani bu kalitede bir toplumda dünyanın en kaliteli muhalefetini getirsen de işe yaramaz.
Adam muhalefet partisini terörist olarak görüyor, adam muhalif gazeteleri okumuyor, bu adama hiç bir muhalefet ulaşamaz.
Çünkü muhalefet fikir üzerinden yapılır.