İnsan sosyal bir varlıktır.
Sosyal temasa ihtiyacı var.
Bu sadece insana özel değil tüm memelilerde ortak görülen bir davranıştır.
Memeliler oksitosin denilen bir hormon salgılarlar ve bu hormonon ömrü uzatan stresi azaltan etkileri vardır.
Grup içinde olmak, gruba ait olmak oksitosin salgılatarak güvende hissetmeyi sağlar ve stresi azaltır.
Bu yüzyılın hedonist bireyci ve özgürlükçü anlayışı bizi dopamin zengini ve oksitosin fukarası yapıyor.
İnsanlar diğer insanlarla yakınlık kuramadıkları için evlerine kedi köpek alıyorlar.
Çünkü bir kedi ile insan arasındaki ilişki ve sevgi de kedinin de insanın da oksitosin salgılamasından kaynaklanıyor.
Ya da yavru kedilere annelik yapan bir köpek de oksitosin salgıladığı için o yavru kediler ile bağ kuruyor.
Oksitosin bağlanmaya, güvende hissetmeye, mutlu olmaya yarayan bir hormon.
Ve insanlar oksitosini kendi istekleri ile başkalarından alamıyorlar.
Oksitosin üretebilmek için birinin sizi samimi şekilde önemseyerek, severek oksitosini size vermesi gerekiyor.
Yani ben olmak, kendini gerçekleştirmek, ideallerini kovalamak, kişisel alanını korumak gibi şeylerin yanında sosyal camiada yer almak, sevilmek, ilgi görmek ve beğenilmek gibi de ihtiyaçlarımız var.
İnsan kendi başına mutlu olabilen bir varlık değil.
O yüzden para saadet getirmez deniliyor, çünkü samimi olmayan satın alınan ilgi alaka sevgi oksitosin salgılatmıyor.
Ve yalnız hisseden zenginler mutlu olamıyorlar.