Ne diyorsun sen ya? Kimse kimseye, kendi kendimize... Dansöz gibi lafı oradan buradan çevirerek anlatmak istediğini bile anlatamamışsın.
Türkiye'de asgari ücretli çalışan + asgari ücretin altında emekli maaşı alan + işsiz bu üçünü topla bakalım. Sonra açlık sınırı ve yoksulluk sınırlarına bak. Bunun altında aylık geliri olanları da o üçünün içine dahil et. Bak bakalım sayı ne yapıyor?
Kendini kandırdığın konusunda katılıyorum sana. Kendinizi çok iyi kandırıyorsunuz.
Bugüne kadar ne kadar ithalata sebep oldun, ne kadar ihracata vesile oldun?
Ne kadar devlet imkanından faydalandın, ne kadar vergi ödedin?
Kendin için muhakkak bir şeyler yapmışsındır. Saydığın gruptaki insanlar için ne yaptın? Normal işleri dışında bu tarz sorunları çözmek için gönüllülük esası ile bir şeyler yapmaya çalışan insanların arasına katıldın mı?
Kazanç miktarları, sınav notu gibidir. Dersten kalma notu düşürülsün demek ile her hangi bir maaş devlet eli ile yükseltilsin, değiştirilsin demek arasında bir fark yok. Tabi siz bunu bilmiyor musunuz benden daha iyi biliyorsunuzdur fakat rasyonel - tarafsız düşünseniz nasıl kendinizi "tatmin" edeceksiniz.
Bu arada her hangi bir siyasi partinin, ideolojinin taraftarı değilim. Devletlerin amacı, sorumluluğu toplumun refahı, eğitimi değildir. Devletlerin asli görevi adalet ve iç - dış askeri güvenliktir. Fakat aynı çalışanından asıl işi dışında ekstra her işi bekleyen patron gibi ekonomi, eğitim, sağlık gibi çeşit çeşit alanda her şeyi en ucuz, en hızlı ve en güzel şekilde "Devletten" beklemek kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Sağlığın, eğitimin, refahın belli bir yaşa kadar ailenin sonrasında senin sorumluluğun. Anne - babalar dünyaya getirdiği kundaktan yetişkinliğe kadar her türlü kendi yetiştirdiği çocuklarının eğitiminde, refahında her şeyi başaramıyorken milyonlarca insanı her hangi bir kurum veya varlık nasıl her şekilde başarıya, doğruya, güzele ulaştırabilir. Her fırsatta her ideolojinin işine gelen kısımlarından faydalanıp işinize gelmeyen kısımlarını görmezden gelmeyin lütfen. Adalet ve Güvenlik dışında her şey özel sektörün işidir. Bir insanın başarıları da başarısızlıkları da kendi eseridir.
Çoğunluk olmanın verdiği özgüvenle düşüncelerinizi mutlak doğru kabul etmekten vazgeçin artık. Başkalarının başarılarından, başarısızlıklarından faydalanmaya çalışmakta acziyettir. Amacım kendimi tatmin etmek veya kimseyi yadırgamak, yargılamak, küçük görmek değil. Fakat bu hayatta her şeyin bir bedeli var. Kapitalizmin nimetlerini, sosyalizmin nimetleri ile birlikte elde etmek istiyorsak kapitalizmin gerektirdiği bedeller ile sosyalizmin gerektirdiği bedelleri "Almanya, Japonya, Güney Kore" toplumları gibi düzenli olarak ödersek neden olmasın?
Hem rahat işim, güzel kazancım, güzel arabam - büyük güzel evim olsun. Hem devlet en güzel sosyal hizmetleri versin. Hem devlet mümkün olduğu kadar az vergi toplasın. Böyle bir dünya ne yazık ki yok. Abd bile büyük oranda şekillendirdiği, yönlendirdiği, faydalandığı "kapitalist" nimetlerin bedelini her yıl devasa askeri bütçeler ile ödüyor. Bugün ordusu olmasa bile Abd gibi bir ekonomiye Rusya ve Çin saldırır mı?