digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Tarih Bilimine hakim olmadığın için tarihten kafana göre yanlış yorumlar çıkarıyorsun.
Milliyetçilik Fransız İhtilaline kadar var olmayan bir durumdur.
Yani Osmanlının Fransız İhtilaline kadar Türk Milliyetçiliği yapmasını beklemek hatadır.
Fransız İhtilali'nden sonra da bugün yaşadığımız ümmetçilik ve ulusalcılık çatışması başlamış ve hala sonuçlanmamıştır.
Osmanlı'nın Türklüğe hakaret ettiği de doğru değildir.
Orada hakaret edilen Osmanlıya itaat etmeyen, vergi vermeyen yörüklerdir.
Yörüklerin yeri yurdu belli olmadığı, hayvanı malı mülkü sayılamadığı için vergilendirilmeleri mümkün değildir.
Ve vergi vermedikleri ve itaat etmedikleri, sürekli isyan ettikleri için böyle tabirler kullanılmıştır.
Bugün kendini Osmanlı'nın torunu sayan bir çok muhafazakar şehir aslında tarih boyunca Osmanlıya en çok isyan eden, en çok sürgün yiyen şehirlerdir.
Osmanlı'nın Türkleri kasıtlı olarak cahil bıraktığı eğitmediği de saçma bir iddiadır.
Sanayi Devrimine kadar devletin iş gücünü eğitmek için bir eğitim sistemi kurmasına gerek yoktu.
Sanayi Devriminden sonra devlet eliyle kurulan eğitim kurumları da Atatürk'ün de dahil olduğu cumhuriyeti getiren osmanlı aydın neslini yetiştirmiştir.
Yani Osmanlı ile ilgili ortaya atılan radikal görüşlerin hepsi hatalıdır.
Osmanlı ne günah keçisidir ne de sütten çıkmış ak kaşıktır.
Aşırı idealize etmek ya da yerin dibine sokmak bilimsel bir bakış açısı değildir.
hocam iyi güzel söylüyorsun ama osmanlı değil mi Türkleri 12 yıl boyunca askere alırken ecnebiye dokunmayan. ecnebi toprakların en kıyak yerlerine çöreklenip işini gücünü kurup para ve bolluk içinde rahat rahat yaşarken askerden kolu bacağı kopuk dönen mehmetçiklerin iş bulmak için ecnebinin kapısına gitmek zorunda bırakan. osmanlı Türklere eğitim verdi düşüncesi tamamen zorlama bir düşünce bana göre nedeni de şu. osmanlı sadece balkan Türklerine, kendi civarında, etrafındakilere eğitimi bi nebze önemsedi. asıl Türk yurtlarına, anadoluya eğitimi ne kadar götürdü ya da bunun için uğraştı? balkan Türklerine eğitim vermesinin temel sebebi de mecburiyetiydi çünkü rakipleri her geçen gün yeni icatlar, buluşlar yaparken osmanlı karşısında daha güçlü pozisyona geliyordu.

biraz olsun durup düşünelim. diğer memleketler sanayi devrimlerini şunu bunu gerçekleştirmese osmanlının ne kadar umrunda olurdu bizim dedelerimizin eğitimi, gelişimi? tamamen kendisine çıkar sağlayacak 3-5 çevreyi eğitmeye odaklanırdı o kadar. Türk'ü, Türklüğü bir nebze umursadığını, düşündüğünü zannetmiyorum keza padişahlarda Türklük oranı %1 in altındaydı zaten siz de biliyorsunuz. Türklere bu denli kötü muameleler yapılışına gözyumması, hakaretler edilişine ses çıkarmayışının altında kendilerinin de Türklerle doğru dürüst bağ kurmayışı yatıyordu. zaten öyle bir bağ olsaydı anadoluya benim toprağım yerine Türk toprağı diyebilirdi en basitinden. kendi malı, " kapıkulu " olarak görüyordu toplumumuzu. ona hizmet eden, ona çalışan yığınlar bütünü. ( bu arada, matbaanın 300 yıl geç gelmesine girmiyorum bile )

milliyetçilik fransız ihtilaliyle başladı daha öncesinde böyle bir akım yoktu diyip beni tarihden bi haber olmakla itham etmişsiniz.

- Biz ki Melik-i Turan, Emir-i Türkistan'ız, biz ki Türk oğlu Türk'üz; biz ki milletlerin en kadimi ve en ulu'su Türk'ün başbuğuyuz!
- Türklüğü yüceltmek için yaşa, Türk'e kılıç kaldıran eli kır!

1336 - 1405 tarihi arasında yaşamış Emir Timur'un sözleri.

fransız devriminden yaklaşık 500 yıl öncesi.

milliyetçilik bir kavram değildir. bir aidiyettir. bunun ortaya çıkması için bi şeylerin olması beklenmez. kendini ait hissediyorsan, o değeri yükseltmek için çaba verirsin. yani osmanlı eğer kendilerini Türklüğe, Türk değerlerine ait hissediyor olsaydı o değer uğrunda çoktan gerekeni yapar, kainattaki en büyük, en yoğun değeri Türk Milleti için sarfederdi. yani bu akımın gerçekleşmesi için fransada bi devrim olmasına gerek yok. o devrimden 500 yıl önce birileri çıkıp biz Türk'üz, Türklüğü yüceltmek için yaşa! demiş bile. bahanelerle kendimizi kandırırız sadece.