Kesinlikle yaptığımız hiç bir işe özenmiyoruz, hakkını vermiyoruz, olması gereken değil yapmak istediğimizi yapıyoruz, kesinlikle saygı göstermiyoruz.
En büyük problemimiz kesinlikle saygı.
En küçük örnekte bile söz verdiğimiz zaman verdiğimiz söze sadık kalmıyoruz, söz verdiğimiz saate sadık kalmıyoruz yani yine karşımızdakine saygı göstermiyoruz.
En basitinden bi mobilya alıyorsun, görevli gelip evine kurulum yapıyor ve kurulumu özenli yapmadığı için mobilyaya zarar veriyor ve bunu mal sahibine hissettirmeden üzerini örtmeye çalışıyor, bu her şeyden önce insanın kendisine olan saygısıdır.
Bizim toplumumuzda saygı ve güven kalmamış durumda, eskiden ne kadar vardı bilemiyorum ama şu anda ticarette, üretimde, sanayide, eğitimde, kısacası hiç bir yerde ne insana güven var ne de yapılan işe güven var.
Dahası bu topluma o kadar yerleşmiş durumdaki; karşındaki insanın bu karaktersizliğini zaten bekliyorsun, şaşırmıyorsun bile ve ona göre önlem almaya çalışıyorsun.
Biz bu öz disiplinimizi memleket olarak kuramadığımız için kaybediyoruz ve kaybetmeye mahkumuz.
Bu yozlaşmışlık maalesef ki 7 den 70'e toplumun her kademesine ve alanına yerleşmiş durumda, yoz düşünce yapısı kültürümüzün bir parçası halini almış durumda, insanlar bağlı oldukları toplum için kurtuluşu değil bireysel kurtuluşlarını önemsedikleri için gemisini kurtaran kaptandır modundalar.
Daha da kötüsü bu işte bir terslik var, bu böyle olmamalı diyen insan sayısı kesinlikle çok çok az.
Sonuç olarak naçizane benim fikrim; ancak çok büyük bir kayıp olacak, çok büyük bi buhran olacak ve sokaktaki kendini bir şey zanneden ama aslında hiçbir şey olmayan bu adamlar piyasadan temizlenecek.
Sözünde duran, disiplinli olan, düşünmesini ve okumasını bilen, saygılı nesillerin gelmesi için bazı fedakarlıklar yapmak gerekecek ve bazı kayıplar vermek. Bu nesiller gelmedikçe burada ne söylersek söyleyelim hikayeden öteye geçmez.
Üretemeyiz, üretsek bile sahip çıkamayız. Toplum olarak sepetteki yengeçler gibiyiz şu anda, üzgünüm ama acı gerçeğimiz bu.