Hayatımda ilk kez ticarete girdiğinde 14 yaşındaydım. Babamın bakkalına bakıyordum, orada gelen müşteriler para akışı, sürekli para gelmesi satış vs kısacası ticaret, kapitalizm bünyeme işlemeye başladı. Bana 14 yaşına kadar, bir öğretmenin, seyyar satıcıdan daha az kazandığını söyleseler muhtemelen gülerdim. Yine bu yaşlarda babamın marketinin memur maaşı kadar para getirdiğini düşünür, bir memurun neredeyse üç katı kadar çalıştığı için üzülürdüm.

Yaşım biraz 15-16 olunca, marketi tüm gün devraldığım birkaç gün oldu. Bu süreçte günlük ciro hakkında pek bir fikrim yoktu. Akşam dükkanı kapattığımda 4000 lira civarı para toplamıştım. Yine bu yaşlarda, bu işin kar marjının yüzde 15 dolaylarında olduğunu öğrendiğimde günlük 600 lira brüt kar eden bir marketimiz olduğunu hala idrak edememiştim. Sonradan dükkanın giderlerini sorduğumda günlük 250 lira civarında olduğunu söylemişti ( mal alımı hariç). Yani sene 2015 ve ayda 10 bin lira net kar eden bir marketimiz var. İşte bunu öğrendiğimde gerçekten dumura uğradım çünkü işçi maaşları o zaman 1000 lira falandı sanırım.

Kapitalizm hayatıma girdiğimden veri ve özellikle 2018 krizinden sonra orta sınıfın tamamen ortadan kaybolmasıyla, hayatımı biri için çalışarak, yani maaş alarak güzelleştiremeyeceğimi anlamıştım. Çünkü avukat doktor bile daha az kazanıyor, üstelik o pozisyon için daha çok emek sarfediyordu. O dönemler, ekonomi finans ve kapitalizme büyük merak ve ilgi sardım ve şuan aldığın ekonomi lisansı da tamamen burada yaşanan olaylardan etkilenmem ile alakalı.

2018'de Üniversite okusam mı yoksa okumasam mı diye baya kararsız kaldım. Çünkü çiğköfteci açsam bile neredeyse doktor maaşı kadar para kazanabileceğimi biliyordum. Bu olaylardan sonra üniversiteye bakış açım kökten değişti, eskiden iyi bir hayatın tek yolu olarak bakarken, 2018 yılından sonra üniversitelerin böyle bir amacı olmadığını sadece yüksek eğitim veya bir bilim dalında uzmanlaşmak amacıyla öğrenci yetiştirdiği kanısına vardım ve hala da aynı kanıdayım.


Gerçekten iyi okullarda okuyanlar, iyi bölümlerde eğitim alan insanlar toplumun en çok kazanan ilk yüzde 20-30'luk sınıfına girebiliyor. Ama esas amacı para kazanmak olan insanların Üniversite eğitimi almalarını gereksiz buluyor, burayı sakın yanlış anlamayın benim gibi eskiden üniversiteye yüksek maaş merkezi olarak bakanlar için söylüyorum. Şuan için aldığım eğitim, bana nasıl para kazanılacağını, finans piyalasalarını ve yabancı lisanı öğretmesi içindir, yani aslında bir iş sahibi olmak, maaş almak için değil, beni geliştirip yukarı çıkmamı gerektirecek bilgiler ve donanımlar edinmek amacıyla eğitim alıyorum.

Sadede geliyorum, 2016'dan beri internetten para kazanmaya çalışıyorum, şuan günde sadece 2-3 saat çalışarak asgari ücret ya da ona yakın bir seviyede gelir elde ediyorum. Bu süreç boyunca, sermaye olmadığı için giremediğim bir çok iş oldu. Bir çok fırsat önüme çıkmasına rağmen, sermayesizlikten değerlendiremedim. Bugün elbette bir market açıp ticaret yapma gibi bir niyetim yok, ama cebinizde bir sermayeniz yoksa, aşırı zeki ve eğitimli olmadığınız sürece orta sınıf bir hayat süremeyeceksiniz ( 10-15k üzeri gelir), fakat para biriktirmeye olan bakış açımız çok önemli

1- Parayı bize sadece gelir üretmesi için biriktirmeliyiz
2- Çalışmayan paranın, acil durumlar dışında hiçbir faydası yok.


Bir çok insan, ayda 100-200 lira biriktirmeyi küçümsememiz gerektiğini ve kumbara gibi biriktirmemizi söyler. Fakat parayı daha iyi bir hayatı açan bir kapı olarak görenler, bu miktarlarla iyi bir refaha kavuşamazlar ( büyük olasılıkla). Burada esas sorun, biriktirdiğimiz para değil, gelirimizin azlığıdır. Kazancımız arttıkça biriktirdiğimiz para aynı orantıda artmaz. Örneğin ayda 3.000 TL kazanan biri 300 Tl zor biriktiriken, 5000 TL kazanan biri bu rakamın üç katı olan 900 TL'yi rahatlıkla biriktirebilir. Yani bizim esas sorunumuz gelirde. Hayatımızı daha iyi hale getirebilmek için öncelikle gelir sorunumuzu çözmeliyiz. Ayda 3000 kazanıyorsak 6000-7000 kazanmaya çalışmalıyız, bilirsiniz hayat kısa. Zaten azıcık olan maaşın bir kısmını biriktirip hayatı kendimize zehir edemeyiz.


Yeteri kadar maaşımız veya gelirimiz oluştuktan sonra, ( eğer oluşmadıysa ciddi bir fedakarlık yapmak gerekir). Yavaş yavaş biriktirmeye başlamalıyız, biriktirdiğimiz parayı yeni projelerimizi finanse etmek için ya da, çok daha yüksek gelir getiren bir iş kurmak için veya başka şeylere yatırım yapmak için ( borsa döviz vs) uğraşmalıyız. Gelirimiz düşükken, birikim gücümüz az iken, bu tarz birikimler yapmaya çalışmaktansa, gelirimizi yükseltmeye odaklanmalıyız. Kısacası bizi bu yoksul hayattan kurtarabilecek yegane yol, sermaye birikimi....