Ben öncedende aynı konuyu açmıştım ama tekrar açmak istedim çünkü biraz daha düşündüm ve sizinde cevaplarınızı almak istedim sizce gerçekten kuranda anlatılan cümle o mu? HERKESİN İNANCINA DİLİNE DİNİNE GİYİMİNE vs. KARIŞMIYORUM ÜSTÜNÜZE ALINMAYIN SADECE DÜŞENCELERİMİ PAYLAŞIYORUM VE SİZİNDE PAYLAŞMANIZI İSTİYORUM ANCAK PAYLAŞMADAN ÖNCE YAZIMI OKUMANIZI İSTİYORUM!
mümin kadınlara da söyle: bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. örtülerini yaka açıklarına koysunlar. süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. ey müminler, hepiniz topluca allaha tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.
24- nur suresi 31
kadını, kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. bu ayetteki hımar kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. eski arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. eğer hımar kelimesi ile başın örtülmesi istenseydi hımar ürres gibi bir vurgulama ile başörtüsü denebilirdi. böylece res kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve hımar ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söylenirken, baş kelimesi arapça karşılığı res ile vurgulanır.
üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. yani hımarın başı kapatması değil, yaka dekoltesini örtmesi istenir. (yaka açığı manasına gelen cuub kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem de hz. musanın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) hımar kelimesi sırf başörtüsü manasına gelseydi bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. üstelik başörtüsünü kurana maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak; felyedribne fiilini salsınlar diye tercüme etmektedir. böylece ayet, başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar şeklinde okunacaktır. oysa hiçbir şekilde darabe kökünden türeyen felyedribne fiili salsınlar manasına gelmez. bu fiille, örtünün yaka açığına konulması yani yaka açığının kapatılması anlatılır. kuranda salsınlar, indirsinler manasında felyüdnine kelimesi kullanılır. allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi felyedribne fiili yerine felyüdnine fiilini kullanmaz mıydı? bu örnek bize, gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde kurandaki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.
ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta süsler kelimesi ile neyin kastedildiğidir. bizim kanaatimize göre süsler kelimesi ile özellikle göğüsler kastedilmektedir. çünkü ayetteki tüm noktalarla, mantıklı bir şekilde, göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz. birincisi, ayette yaka açıklarının kapatılması geçiyor, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür. ikincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için ayakların yere vurulmaması geçiyor. ayaklar yere vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir (sütyenin o dönemde icat edilmediğini düşünürsek, bu daha da iyi anlaşılır). üçüncüsü, ayetten kendiliğinden görünenler hariç süslerin kapanması söylenmektedir. ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın özellikle iri göğüsler, çeşitli fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarın esmesiyle elbise yapışınca bile kendini belli edebilir. ayetten bunun doğal olduğu anlaşılır. dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yanında açılabileceği söylenir. kurandaki diğer ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. kadının, babası gibi yakınlarının yanında, çocuğu acıktığında ve ağladığında onu emzirmesi gerekebilir. ayetteki bu açıklamanın özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağlayacağı kanaatindeyiz. ayetteki bahsedilen ifadelere, göğüs gibi uyan başka bir bölge bulunmadığı için süslerle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varabiliriz.
süsler kelimesinden takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar. çünkü ayette, kadınların süslerini kendi kadınları yanında açabileceği geçiyor. takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. eğer bu hava atma olayı engellenilmeye çalışılsaydı, buna ilk olarak, karşı cins erkekler yerine, aynı cinsten olan kadınlar dahil edilirdi. ayrıca ayakları yere vurunca hangi takı eşyası belli olur? kendiliğinden gözüken takı ne olabilir? araf suresi 31de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin söylenmesi; takıların, cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde; ayetin, özellikle göğüs bölgesinin kapanmasını vurguladığı anlaşılır.