Hissiyatlara kalıcık kavramını esas alarak yaklaşmak pek doğru değil bence. Zamanın sabit olmadığı bir evrende hissiyatların kalıcı olmasını beklemek, değişkenliğini sorgulamak, ve kalıcı olmadığını varsayarak onlara inanmamak/yaşamamak pek mantıklı gelmiyor bana. Bunun sonu başlı başına kendini soyutlamak ve köreltmek olacaktır. Ve bu sizi güzel olan pek çok duygu, düşünce ve hissiyattan mahrum bırakacaktır. İşin ihtiyaç duyma kısmına gelirsek, o tamamen bir zaaftır bence. Ancak; yaşamasını, taşımasını, sırtlanmasını bilene en güzel zaaftır.