Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Arkadaşlar malumunuz bugün 29 Ekim. Öncelikle hepimize kutlu olsun. Bazı arkadaşlar görüyorum evet çok güzel Atatürk fotoğrafları paylaşıp sosyal medyadan sevinçlerini ve sevgilerini göstermek istiyorlar. Üzülerek, bu arkadaşlarımın çoğunun ettiğimiz sohbetlerden anladığım kadarıyla eline geçecek ilk fırsatta ülkeyi terk edecekler.

Çoğunluk üniversiteyi bir şekilde bitirip, gidip yurt dışında çalışma derdinde sebebiyse ülkemizin ekonomik şartları başta olmak üzere kendince sebeplerini de ekleyerek ülkeden gitmeyi düşünüyorlar. Evet bu ülkenin gerçekleri var ve hepimiz görüp, anlayabiliyoruz. Fakat bu ülkeyi terk etmek onu kaderine bırakmak demektir. En başta fotoğrafınızı paylaştığıniz ve çok sevdiğiniz Atatürk'e haksızlıktır.

Genç Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Avrupa'dan eğitim almak için Sirkeci Garı'nda tren bekleyen 11 öğrenciyi gelen telgrafı hatırlayın.
"Sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz."

Bizler bu vatanın evlatları ve Atatürk Gençliği olarak ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak olanlarız. Biz Atatürk'ün ''Bütün ümidim gençliktedir.'' dediği gençleriz. Bizim için 15'inde 16'sında cephede savaşarak ölen Mehmetçiklerin torunuyuz. Bu ülkede çalışmalı, bu ülke için yaşamalıyız. Atamın bu konu hakkında söylediği iki güzel sözü sizlerle paylaşmak istiyorum. "Yurt sevgisi ancak ona hizmetle ölçülür." ve "Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır." Her mesleğin, her işin çok kıymetli ve değerli olduğunu unutmayın. Göreviniz neyse onu layıkıyla yerine getirin. Sadece kendimiz için değil evlatlarımız için, bizden sonrakiler için bu ülkeye değerler katmalıyız.

Bu ülkeden gitmesi gerekenler bizler değiliz, bu güzel topraklardan gitmesi gerekenler onlar! Evet genç kardeşim bu cennet vatanı sen değiştireceksin, sen kurtaracaksın. Düşün, sorgula, değiştir. Boyun eğme, sesini yükselt. Sen yalnız değilsin. Sen Atatürk Gençliğisin.

Okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim.
Cahilin alime zülmünün yaşandığı bir çağdayız. İlkokul mezunlarınınn ferasetine güvenenlerin ülke yönettiği bir döenmdeyiz. Vasıfsız insanların vasıflı insanları linç ettiği bir dönemdeyiz. İnsanların bu ülkeden gitmek istemesi çok normal. Çünkü dünya vatandaşı seviyesindeki eğitimli, dil bilen, cemaat liderinin parti liderinin bir yerinde kıl olmayan adamlara vatan haini muamelesi yapılıyor. Kendini çoğunluk ve ülkenin sahibi gören bir yarı cahil kitlenin önüne geleni kovduğu bir dönemdeyiz.

Bu cahil kitleler için çalışmayı, onların hayat standardını yükseltmek için emek harcamayı istemeyen insanları anlıyorum. Bu ülkede gelişmeyi, kalkınmayı, insan gibi yaşamayı, insan gibi yönetilmeyi haketmeyen çok fazla insan var. Halka rağmen halk için çabalayan insanlar bu ülkenin tarihi boyunca hapsedildi, önlerine engeller çıkartıldı. Ve halk bu insanlara hiç bir zaman sahip çıkmadı.

O yüzden kimse kendi hayatını bu ülke ya da bu halk için heba etmek zorunda değil. İdealistçe uğraş verip ülkeyi güzelleştirmeye çalışana da saygı duyarım, bırkakıp gidip kendi hayatını güzelleştirmeye çalışana da saygı duyarım.