LÜTFEN HEM ANKETİ OYLAYIN HEM DE KONUYA YORUMUNUZU BELİRTİN.
Merhaba arkadaşlar,

Sizinle ayrıntılı bir konu paylaşmaya çalışacağım. Elimden geldiğince konuyu detaylı hazırlayıp açmaya gayret göstereceğim ancak yine de bilgi eklemesi yapıp uzun uzun argümanlar yazmak isteyen, deneyimlerini paylaşmak isteyen, tecrübelerini kaleme dökmek isteyen arkadaşlarımızın her bir mesajını kelime kelime okuyacağımdan şüpheniz olmasın. Gelin ezberden cümleler yerine hayata dair deneyimlerimizle burada güzel bir konu oluşturalım.

---

https://www.r10.net/proje-gelistirme...urmaliyiz.html

Öncelikle şu konuyu ve @imparator; hocamızın aşağıda alıntıladığım mesajını ilham alarak böyle bir konu açma fikri doğdu ancak kendim de bir şeyler katıp ekleyeceğim. Tabii ki kendisi hem yaşça hem de ticari deneyimi ve iş hayatı bakımından abim sayılır ancak ben de hatrı sayılır bir hayat tecrübesi kazandığıma inanıyorum.

imparator adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Çok çok özür dileyerek konuya yazmak istiyorum.

Aradan 7 sene geçmiş. Ne yaptım derseniz, girdim sigortalı bir işte çalışmaya başladım. İlk zamanlar işe gidiyorum aynı zamanda akşamları işten dönünce internette olan işlerime de aynı şekilde bakıyordum ama bu süreç fazla sürmedi. İş yoğunluğundan, akşama kadar kafa patlatmaktan eve geldiğimde hiç bir şey yapacak halde olmuyor ve işlerime bakamıyordum.

Hal böyle olunca internet üzerinde olan işlerimi bir bir kaybetmeye başlamıştım ve bir süre sonra hiç para kazanamaz hale geldim. Sadece iş yerinden kazandığım maaşım ve sigortam.

Sonra evlendim. Düğün borcu vs. derken halen sigortalı bir işte çalışıyorum ve internetten herhangi bir gelirim yok.

Demek istediğim şu ki; beni burada çoğu kişi tanır zamanında en fazla itraderi olan, en fazla ticaret yapan kişiydim. Siz siz olun benim düştüğüm duruma düşmeyin kesinlikle internette ne üzerinde para kazanıyorsanız o işe devam edin ve geliştirin. Kesinlikle giripte bir işte çalışmayın.
2013 yılında açılan konuya geçtiğimiz günlerde konu sahibi @imparator hocamız tarafından eklenen son mesaj bu şekildedir.

---

Şimdi gelelim konuya;
Yukarıdaki konu başlığında daraltılan reel sektör işini ben biraz daha “memuriyet” perspektifinden ele alacağım.

İnsanlar neden memur olmak istiyor ya da garantici zihniyete sahip aileler neden çocuklarının memur olmalarını istiyor? (düz memuriyet veya meslek sahibi olarak ayırt etmeksizin; 657'ye tabilikten ele alacağım);
  • Düzenli maaş
  • Garanti iş
  • Toplum nezdinde saygınlık
  • Geleceğe dönük yatırımlar yapabilme, emeklilik garantisi
  • Sigorta vs.
  • Sağlık güvencesi
  • Olağanüstülüklerde (örneğin geçirmekte olduğumuz koronavirüs süreci) en ballı iş kollarından biridir çünkü iş olsa da olmasa da maaşını alırsın
vs. şeklinde sıralayabiliriz.

Peki freelancerlığın avantajları nelerdir?
  • Saat kurma zorunluluğundan müstesnalık
  • Serbest çalışma saatleri
  • Emir almazsın.
  • Kimse giyimine kuşamına karışamaz. Müşterilerine karşı olan sorumluluğun yaptığın iş üzerindendir.
  • Kimseye tahammül etmeye, diplomasiyle uğraşmana mecbur değilsindir.
  • Zihniyetin körelmez.
  • Kazancın piyasalara, mesleki yeterliliğine, sektörüne, ülke ve dünya şartlarına göre değişkenlik gösterir. Garantin yoktur. Sabah istediğin saatte uyanacağını söylersin ama elinde hiç iş yoksa kendini nasıl çevireceğini "kara kara" düşünmek zorunda da kalabilirsin.
  • Hele evliliğin, çoluğun çocuğun varsa durum daha sakat (neyse ki bende onlar yok).

Peki her ikisi de aynı anda gider mi?
  • Gitmez. Memuriyette zaten bütün gün mesain ilgili kurumda geçiyor. Köreliyorsun. Yukarıda imparator hocamızın açtığı reel sektörle ilgili iş edinme isteği ve planlarının sonucundaki pişmanlığını içeren mesajını hem konu linkiyle hem de mesajı alıntılayarak ekledim. Gündüz işyerinde memur, akşam evinde freelancer olarak götürebilmek çok zor.

---

Kendimce durum tanılarını koyduktan sonra biraz kendimden bahsetmek istiyorum. Yirmili yaşlarımın ortalarındayım. Bu zamana kadar mesaili çalışmadım. Freelancer olarak çok iyi gelirler elde ettiğim zamanlar oldu. Bu gelirleri nasıl sağladın dersen SEO ve siber güvenlik alanında yaptığım çalışmalardan kazandım. Ancak beni en iyi buradakiler anlar, bazen piyasalar durgunlaşıyor ve yapacak iş bulamıyorsun. Ya da piyasalar ölmese bile öyle bir isteksizlik bedenine, ruhuna tesir ediyor ki Notepad++'i açıp sadece <?php yazıp bırakıyorsun, Kali Linux'a lanet ediyorsun, Google Webmasters Tools görmek istemiyorsun. Her şeyi salıp internette sörf yapmaya başlıyorsun. Onu geçtim psikolojik şeyleri aşsan belli yerden sonra gecen, gündüzün belli olmuyor. Ben artık sabahın 6'sında yatmayı kronikleştirmiş bir haldeydim. Alkol desen var. Derken memur bir ailenin çocuğu olarak çevreden gelen ne iş yapıyorsun? veya aileme sorulan oğlun ne iş yapıyor? sorusuna ethical hacker diyecek halleri yoktu.

Üniversite mezunu olarak son bir asılayım dedim ve sınav iyi geçti derken memuriyete atandım. Şu an kamuda çalışıyorum, henüz asaletim tasdik olmadı; aday memur statüsündeyim. Belki birçok kişinin hayalidir aldığım maaşı almak ya da olduğum pozisyonda olmak, düzenli bir gelir sahibi olmak vs. ancak her zaman bana “kendini tanımla” deseler Charles Bukowski'den şu alıntıyla cevap veririm;

Alıntı
“Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun, beni şekillendirmesinden hoşlanmam.”
Hal böyleyken bu şekilde mutlu bir yaşam sürmem beklenemez, ben de kendimden beklemiyorum zaten. Ben öyle oturup para biriktirerek ev, araba alacak adam değilim. Ben cebindeki son parayla içen, acıkınca karnını doyurup bir daha acıkana kadar acıkacağını düşünmeyen bir adamım ve ömrümü böyle körelerek çürütecek olmanın verdiği kaygı kadar beni kaygılandıran hiçbir anksiyetim olmadı, bu yaşıma kadar.

---

Bir yandan da şunu düşünüyorum, kendi planlamamı ve altyapımı hazırlamadan bir gün istifa etsem ne yaparım? Yine eskiye dönerim. Eskiye dönsem mutlu olur muyum? Açıkçası son zamanlarda da işsizlikten bunalmış vaziyetteydim. Kafamda bir sürü internet projesi vardı ama parasızlıktan hiçbirine yatırım yapamıyordum. Baba parası da yiyebilecek bir insan değilim. Hiç değilse en azından diyorum biraz projelerim için kendimi toparlayıp, ondan sonra tekrar durum değerlendirmesi yaparak yoluma bakayım. Ama iki şeyi de aynı anda yürütme meselesi yukarıda konusunu koyduğum ve mesajını alıntıladığım @imparator hocamızın serzenişine çıktığı için iki ucu b*klu değnek..

---

Konuya yorumlarınızı bekliyorum. Sonlara doğru biraz içimi dökmüş olsam da konuyu kendi tekelimde değil, genel bir konu olarak açıyorum.

  • Hayalinizdeki hayatı mı yaşıyorsunuz?
  • Ne olmak isterdiniz? Ne oldunuz?
  • İnsan kendini bilirse, planlarını buna göre yaparsa sistem içerisinde körelip memur kafasına evrilir mi? Yoksa uygun zamanı beklemek de bir nevi kendini kandırmak ve garanticilik midir?
  • Bu piyasada herkes empati kurup arkadaşlarım, dostlarım edindiğim duruma karşı mutluluğunu ve sevincini paylaşıyor. Oysa belki de benim yerimde olmak istemezlerdi. Ya da isterlerdi. Siz ne düşünüyorsunuz?


Vakit ayırıp okuduğunuz, yine zaman ayırıp anketi oyladığınız ve yorumladığınız için teşekkür ederim.