Aşık değilsen kimse vazgeçilmez değildir diyerek konuya gireyim:

1- Sizin babanızın, emekliliğimde kirasıyla rahat yaşayayım diyerek dişinden tırnağından ayırdığı paralarla ev, hiç bir kadının ana babasının dedikodu malzemesi de değildir, o evin parasının nereye gideceğini tartışmak onların haddine de değildir. Bu konuyu tartıştırmayın bile.
2- Düğün, yemekli yemeksiz fark etmez, kaç davetiye basılmışsa bu yarı yarıya paylaşılır. Düğünü ben yaptırıyorum bana 150, size 50 demek uygun olmaz. (Ayrıca ne kadar çok gelen olursa o kadar çok altın, para vs gelir)

3- Kızımı bedavaya getirtiyorsunuz lafını annesi deseydi, kadın milleti der geçerdim, ama babasının söylemesi bir garip. Erkeksen, baba gibi babaysan bak ben bu kadar şey yaptım bunda da eksik kaldım, senin kızın, ona değer verip mutluluğunu da istiyorsan bunları da sen tamamla, ya da tamamlayamıyorsan fitne fesat çıkarma gibi uyarıda bulunman lazım.

4- Babanızın evinde kalmanız size ayda 1.350 TL kar getirecek anladığım kadarıyla. 5.000 TL'lik toplam maaşın 4'te birinden fazla. Bu seçeneği de değerlendirin, 2 sene bu parayı bir kenara koyup bir evin ya da arabanın peşinatı yapın derim ben.
Aylık 20 bin geliri olanlar, 1350 TL'ye tamah etmeseler anlarım ama 5.000 geliri olup 1350 TL'yi ötelemek biraz fazla lüks ve israf. Yarın çocuğunuz olursa ne demek istediğimi anlarsınız.

5- Gelin adayının bu dönemde istekleri ve tavırları gayet normal. Çünkü daha önce evlenen arkadaşları herşeyi abartarak anlatır ve gelin adayınız da ondan etkilenip onlardan geri kalmamak, onlara mahcup olmamak ister. Burada suçlanacak en son kişi o. O yüzden onu kırmayın. Seviyorsanız ve içinize sindiyse evlenin. Yok eğer içinize sinmediyse, sırf bi yuvam olsun vs başka sebeplerle evleniyorsanız, kararınızı gözden geçirin.

Fark ettiniz mi bilmiyorum ama ondan bahsederken "Sevdiğim" vs değil de "Gelin Adayı" olarak bahsetmişsiniz. Bunun sebebini de kendi içinizde düşünmenizi tavsiye ederim.

Kalın sağlıcakla...