Yıllardır 20den fazla işyrinde çalıştım. Patron olsun amir olsun işçi olsun birçok insan tanıdım. Başkalarından da birçok hikaye duydum. Acayip bir şekilde ülkemizde yaygın olan olumsuz bir şeye değinmek istiyorum.
İşyerinde elinizden geldiği kadar işinize sahip çıkıyor, değer katmaya çalışıyorsanız size daha fazla iş yükü yüklerler. Üstelik en küçük hatada sizi daha çok yıpratırlar.
Ama, yalaka ve aylak olan çalışanlara pek ses çıkarmazlar. Sürekli sorun çıkarsalar da çok da üstünde durmazlar. En kötü ihtimalle sadece arkasından dedikodu ederler.
Bunu yapanlar en demokratından en dindarına, en solcusundan en tarikatçısına kadar hemen hepsinde aynı şekilde işliyor.
Yani dini insani sosyal siyasi değer yargıları en gelişmiş seviyede olsa dahi aynı sorun devam ediyor. Bunu özellikle belirttim çünkü maalesef bazen konuyu siyasi yöne çekmek isteyenler olabiliyor. Olayın bu boyutunu burada belirtip esgeçmek istiyorum.

İşçi hakları asgari ücret vd konularda daha çok siyasi ve bürokratik sıkıntılar dile getirilse de, bizzat toplumun içindeki hatalar neredeyse hiç görülmüyor.
Kendi toplumumuz içinde bizzat biz birbirimize zulmediyoruz.

Bazı ideolojik felsefeler işçi-patron sınıfı diye basitçe ayrım yapıp sorunun temelini burada görüyor. halbuki hayat akışı içinde birçok işçi patron olunca yine anı zulmü bizzat kendisi yapıyor. Bazen bir holding sahibi iflas edince helalinden hakkıyla emeğiyle vasıfsız işçilik yapıp hayatını idame ettiriyor.


Birçok sorunda olduğu gibi bu sorunda da maalesef yaşanan problerin temelindeki hatayı yanlış yerlerde arıyoruz. Yukarıda verdiğim örneklerde olduğu gibi.
Ben olaya biraz daha sosyal-psikolojik açıdan yaklaşmak istiyorum. Sorunun temelini birey ve toplum bazında irdelemek istiyorum.
Umarım düzgünce anlatabilmişimdir.