Temelde dişleri köreltilmiş bir liberal kapitalizm ideal gibi görünüyor.
Ama hukuk, sağlık, ordu ve polisi özelleştirmek tamamen sistemin çökmesine neden olur. Buna eğitimi de katabiliriz.
Devlet kurmamızın nedeni orman kanunlarının önüne geçmektir. Tam liberal bir ülkede orman kanunları geçerlidir. Büyük şirket küçük şirketi yutar. tüm şirketler de bireyi yutar. Çünkü devletin kuruluş felsefesi işleyiş tam olarak öyle çalışmasa mülkiyet, sorumluluk ve hakların teminat altına alınmasıdır. Krallıkta da demokraside de, sosyalizmde de böyledir sadece kimin hangi haklara hangi mülkiyete ve hangi sorumluluklara sahip olduğu sisteme göre değişir.
Aslında devlet de kocaman bir şirkettir. Tüm vatandaşlar hem vergi vererek sermaye koyarlar, hem de devletin gerçekleştirdiği hizmetlerle kar payı alırlar. Burada devletin temel hizmetlerini özelleştirirsen kar zarar sorunu ortaya çıkar. Mesela adaletin bedeli çok ağırdır. Bir kıza tecavüz edildi. Bu kıza tecavüz eden adamı bulmak için harcanan mesai, yapılan dna testlerinin bedeli, göz altına alınan, sorgulanan insanları iş gücü kaybı vesaire bazen yüzbinlerce lirayı bulur. Özel şirket kar etmek amaçlıdır. Hiç bir özel şirket işini iyi yapmak için zarar edip batmaya göze almaz. O zaman parası olanın adaleti sağlanır, parası olmayanın adaleti sağlanmaz. Parası olanın evi korunur, parası olmayanın evi korunmaz. Yani aslında orman kanunları devam eder.
Temel eğitimi özelleştirdiğini düşün. Parası olan okusun parası olmayan okumasın. Bu durumda da bir sosyal kast sistemi kurarsın. Parası olanın çocukları okur ve güçlü olmaya devam eder, parası olmayanın çocukları da alt düzey işlerde çalışır güçsüzlüğe devam eder. Ispartanın köyünden çıkan bir adam cumhurbaşkanlığına, mardinin köyünden çıkan adam Nobel ödülüne ulaşamaz.
Yani kısaca tam liberal ekonomi komünizm kadar büyük bir ütopyadır. Çünkü komünizm de devleti yok eder. Liberalizm de devleti yok eder.
Liberalizmin varolabilmesi için bir ülke dolusu için ahlaklı, vicdanlı, çalışkan, girişimci insan lazım. Çünkü tam liberalizmde yönetimi ve sorumluluğu halkın seçtiği temsilcilerden ve onların atadığı bürokrasinden alıp şirketlere veriyorsun ve düzeni şirketlerin vicdanına bırakıyorsun. Bu kadar ahlaklı vicdanlı ve düzgün insanlar ile de ister komünizm ister liberalizm ister sosyalizm kur... İster krallık ile yönetilsinler, her zaman mutlu olurlar.
Sen tarihsel gelişimde insanlığın nerden geldiğini unutuyorsun. Kralların valilerin tek sözleri ile insanların şehrin meydanlarında kellelerinin kesildiği bir yerden, bir devletin politikalarına tehdit oluşturduğunu düşündüğü için gizli operasyonlar ile cinayet işlediği dönemleri karşılaştırıyorsun. Tam liberalizme geçilirse yine aynı krallık dönemine geçilecek, çünkü ben bir girişimci olarak ülkenin en büyük ordusunu kursam ve yapacağım ilk iş pazardan daha fazla pay almak için ülkede diğer kurulan ordu şirketlerinin ve sahiplerini haklamak ve tek ordu olmak olurdu. Peki beni kim durdurabilirdi?
Vatandaşa hizmet etmesi gereken seçilmiş ve atanmışların bugünkü sistemde yaptığı hataları, yolsuzlukları, cinayetleri anlatıyorsun. Bu karakterdeki insan topluluklarına tam liberal devlet versen, o şirketlerin başlarındaki adamlar neler yapabilirler hiç hayal ediyor musun?
Bazı noktalarda buluşabilmemize sevindim. Fakat aslında o orman kanunlarının önüne serbest gelişim ile geçilebiliniyor.
Bugün dünyanın en zengin şirketleri silah şirketleri, petrol şirketleri, savunma şirketleri değil. Teknoloji şirketleri, ilaç şirketleri. İnsanlara zarar veren değil fayda sağlayan alanlarda hizmet yürüten şirketler.
Bir zamana kadar en güçlü şirketler petrol, silah şirketleriydi. 2000'li yıllardan itibaren çok ciddi değişiklikler meydana geldi.
Liberalizm, serbestlik sunuyor. Hatta Komünizm, Sosyalizm gibi serbestlikleri bile insanlar istiyorsa tercih edebilmeli diyor.
Devlet eliyle kötülükleri engelleyebilmemizi, kurallar oluşturabilmemizi sağlayan şey , iyi şeyleri isteyenler olarak çok sayıda olmamızdan kaynaklanıyor. Sayı olarak büyük çoğunluk iyi şeyler istiyorsa yine bunu özel sektör denetiminde de faaliyetinde de sağlar. Devletlerin kanunları , toplumlarının algıları ile sınırlıdır. Bugün her hangi bir ülke toplumunun en az %65-70'inin zihnini kötü düşüncelerde doldurabilecek olsak 1 günde, 1 yıl içerisinde o devletin kanunlarının bir önemi kalır mı? O bölge zaten ormana dönüşmez mi?
Adalet konusunda verdiğiniz örneğin maliyet kısmı çok güzel bir tespit olmuş. Şimdi kötü bir olayın çözülmesi için gerçekleşen bir maliyet var. Bunun devlet finansmanında gerçekleşmesi bütçe konusunda verimsizliği sorun olmaktan çıkarıyor. Bir özel şirket, bu tarz bir olayda doğru sonuca mümkün olduğunca daha az masrafla gitmeye çalışacaktır. Bu da her kötü olayda aynı sonuca daha düşük maliyetle, hatta düşük maliyet sayesinde bu tarz kötü olayların olmaması için ekstra bütçeler oluşabilmesine imkan sağlayacaktır.
Sağlıklı liberalizm için belirttiğiniz gibi iyi niyetli ve saygılı, kendine ve çevresine katkı sağlayan insanlar lazım yorumunuza katılıyorum. Zaten bunu elde ettiğimizde liberalizm daha da yaygınlaşacak
Liberalizm, kapitalizm değil. Liberalizmde tekelciliğe izin yok. Gerçi bu özgürlüğe aykırı bir durum Liberalizmin özgürlük kavramı ile çeliştiği yer.