Tam35 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bir insana verilebilecek en ağır ceza hangisidir? Malum gündemde tartışılan bir konu ama ben işin felsefik boyutundayım. Gelip gelmemesini, ahlaki boyutunu, gereğini sormuyorum. Bu iki yöntemden birini seçme şansı verilse size, hangisini tercih ederdiniz?

Hepi topu 70 yıl civarı yaşayacağınız ömrünüzü tek bir odada, insandan ve hayattan uzak, kısaca yaşamadan geçirmek mi isterdiniz?

Yoksa nefes almaya devam etmeyi tercih mi ederdiniz?

Benim fikrim; tartışmaya açık bir konu değil. Bir insanın umutlarını, sevinçlerini, hayallerini elinden almak kadar büyük bir ceza yok. Ve onu yaşamadan ölmesini beklemeye mahkum etmek.

Ölüm bir kurtuluştur zannımca. Ve çok da zor olmayan, en ağır ölüm şeklini yaşasan bile maksimum 48 saat sonunda sona erecek, finalinde vücudun gerekli hormonları salgılayarak seni rahata erdirdiği. Çok da kolaydır yani.

Altını çizeyim olayın idari boyutunu sormuyorum o farklı bir tartışma konusu. Sizce ''sosyal izolasyon'' diğer seçenekten çok daha ağır değil mi? Bana öyle geliyor bilmiyorum fikriniz nedir.
Ben tek kişilik hücrede kalmayı tercih ederdim.
Çünkü dünya sürekli değişir. 50 sene tek kişilik hücre dersiniz af çıkar 15 sene sonra dışarı çıkabilirsiniz.
Biraz terapi ile sosyal hayata tekrar karışabilirsiniz.
Hele bizim gibi ülkelerde af çıkar.
Türkiye'de çıkan genel aflar...
1923-1933-1941-1951-1960-1966-1974-2000
Son seçimde Bahçeli af çıkışı yaptı...
Türkiye'de sıkışan siyasetçiler mahkum ve mahkum yakınlarının oylarına göz diker.
Her 10 senede bir imar affı, vergi affı hatta genel af çıkar.
Yani 50 sene tek hücre hapsinde şansınız vardır. Jenerasyonlar değişir.
10 sene 20 sene 30 sene gibi süreler bile çok uzundur.
Siyasi akımlar değişir. Savaşlar olur, felaketler olur, devrimler olur...

Ama ölümün geri dönüşü yoktur.
Ölüm cezasının geri dönüşü yoktur.
Acı çekip beklemeyi ölüme tercih ederseniz idamı isteyebilirsiniz.
Sosyal izolasyon en ağır işkencelerden biridir.
Zaman fikir duygu yok olur, psikolojik olarak yavaş yavaş delirirsiniz.
Uyaran eksikliği bir insana yapılabilecek en ağır işkencedir...
Ama hayat varsa her zaman umut vardır...
Hayat bittiğinde tüm umutlar biter...

Yanıtlara bakınca nasıl sadist bir nesil yetişmiş anlamak mümkün değil.
Türkiye'de haksız yere hapis yatıp pardon diyerek salıverilen onlarca insan var.
Bu ülkenin genelkurmay başkanı dahil komutanları kumpasla içeri atılmış.
Senin polisine yargına teröristler sıza bilmiş ve bu sızan adamları temizlemeye çalışırken yenilerinin sızmaması için hiç bir önlem alınmamış.
Sen nasıl bu devlete güvenirsin de işkence gibi ya da idam gib bir cezayı normal görebilirsin?
100 tane idam edilen ya da işkence edilen mahkumdan 1 tanesi suçsuzsa bu adamın hesabını verebilecek misin?
Ya da şöyle sorayım hanginiz 99 gerçekten suçlu mahkumun işkenceye uğraması uğruna haksız yere hapse atılıp işkence görmeye razıdır.
Yani 99 çocuk tec@vüzcüsünün ömrü boyunca işkence görmesi için kendini feda edip ömrün boyunca işkence görmeye razı olur musun?
Ya da kardeşinin, babanın suçsuz yere işkence görmesine veya idam edilmesine razı olur musun arada bir hata olur diye?
Evrensel hukuk bir masumun yanlışlıkla cezalandırılmasındansa bir suçlunun yanlışlıkla serbest kalması temeli üzerine kuruludur.
YANİ İDAMIN VE İŞKENCENİN EVRENSEL HUKUKTA OLMAMASININ NEDENİ SUÇLULARI DEĞİL MASUMLARI KORUMAKTIR.
Biz 10 sene hapis yatıp pardon diye salıverilen adamlaırn haberlerini okurken siz haksız yere hapse atılıp 10 sene işkence görmeye hazır mısınız?
İşkence ve idamın evrensel hukukta yeri yoktur...