Maalesef Türkiye'de marka ilintili bilişim davalarında karar vericiler para kimde ise ondan yana oluyor (çoğunlukla) milyar dolarlık bir grup ile yaşadığım davada (Türkiye'nin en önde gelen kuyumcu şirketlerinde ilk 3 arasında) hakim git gel haklı davamdan vazgeçmediğimi görünce Türkiye'nin önde gelen kuyumcularına yazılım programı satan şirketin genel müdürü ve sahibini bilirkişi atadı.. Tahmin edin o bilirkişi nasıl bir rapor yazdı.. Onuda ortaya çıkarınca baktılar olmuyor haklı davamdan vazgeçiremiyorlar karşı tarafın avukatlarının dahi böyle bir iddiası dahi olmamasına karşın 5000 $ para istediğim yalanını uyduran pek saygıdeğer hakim gerekçeli kararla yasal haklarımı karşı tarafa peşkeş çekti.. tüm itirazlarıma karşın yargıtayı'da anayasa mahkemesi de itirazlarımı reddetti, kararı onadı. Ülkesini dava eden vatandaş olmayı içime sindiremediğim içinde avrupa insan hakları mahkemesine başvurmadım, Allah'a havale ettim..

Tavsiye hiç uğraşma olan sermayeni, zamanını, ve daha pek çok şeyini kaybedersin. Ben o süreçte yok şu avukata dilekçe yazdır yok bu harıc öde yok şu mübaşire (başka daireden) şu kadar ver arşivde kaybettikleri dosyalarını buldur filan falan falan filan derken parasızlıktan tedavi ettiremediğim böbreğimi çürüdüğü için aldırmak zorunda kaldım.. Sonra da o ameliyatlar (son raddede öbürünü kurtarmak için üst üste 3 tane) neticesinde aldığım narkozlar yüzünden duyma yetimi de kaybettim.. Tavsiyem hiç uğraşma, yazık sana hatırlatayım burası Türkiye!