@LordHaseky;

Sınav sistemi zaten işin uzmanlarının işe el atmamasından kaynaklanıyor. Eğitim alanı içerisinde kağıt üzerinde sen bu kadar aldın o bu kadar aldı şeklinde net ayrımlar yapmak ne kadar mantıklı dünya çapında tartışılması gereken bir konuyken ülkemizde kötü eğitimler arasından kötünün iyisini alabilmek adına öğrenciler bu sınavlarda yarışıyor. Ve yarıştıkları kişilerde birbirleri.

Sınavları yine şu şekilde desteklerim. Bir taban belirlenir ve öğrencilere denilir ki amacımız sizi bu seviyeye getirip hepinizi bilgiden ve araştırmalardan fadyalanabilecek konuma getirmek istiyoruz bu yüzden böyle bir alt limit uyguluyoruz.

Fakat sınavların amacı bu değil. Sınavlarımızın amacı kim kimden daha fazla alacak. Kim kimin önüne geçecek. Yani bu sene tüm gençlerimiz en fazla ygs,lys'den 250 alsa 250 alan kişi odtüye gidecek belki (sınav 1.cisi olduğundan) 240 alan kişi boğaziçine gidecek. Ve kimse şunu demiyecek ya bu adamlar sınavın yarısını çözememiş bunların burada ne işi var?

Demek ki eğitimin temelleri değil önemli olan. Önemli olan kim daha fazla soru çeşitini çözebilecek. Buna göre yetersiz olan üniversitelerimize kimler giremeyecek , kimler girebilecek belirleyelim tarzındaki sistem gerçekten durumun en acıklı tarafı.

İmam Hatip konusunda farklı bir vehamet var. İşi siyasete veya inanç ayrılıklarına,saygısızlıklara sebep olmak istemiyorum. İslamiyet benimde dinim. Fakat ülke çapında İnançlar adı altında tek inanışın İslamiyet olması büyük bir hatadır. İmam hatip diye bir okul olamaz. Okulun adı bile aslında verilen eğitimin ne kadar hatalı olduğunun kanıtı.

Eğitim görevlisi vereceği eğitim içerisinde taraf olamaz. Bu tarz inanç eğitimlerinde okul adı İmam olarak belirlenip okumuş İmamlar yetiştireceğiz düşüncesinde öğrenci yetiştirmemeli. Her ne kadar biz İslamiyet'e inansakta dünyada binlerce farklı inanış var ve bu öğrenciler daha 15-16 yaşlarında bu okullara başlıyor belki tüm dinler eşit olarak gösterilse farklı bir inanca inanacak veya İslamiyet'e inanmasına rağmen farklı milletterden insanlara farklı inançlardan bilgi vermek durumunda kalacak.

Bizde herkes Müslüman, olmayanda öyle, olanda öyle sistemi işin sıkıntılı noktalarından biri. Bu sayısal,sözel ayrımını da doğru bulmuyorum.

Fen liselerinin başarısı da ne yazık ki bu sistemin yapay zorluğunun yapay başarısıdır. Yani evet bir başarı var fakat neye göre kime göre ne şekilde ? Ülkede fen ve süper liselerin temeli ciddi bir süredir var. Fakat bu okullardan öğrencileri siyasi mercilerde, farklı üst düzey kurumlarda görebiliyor muyuz? Hayır.

Veya bu öğrencilerimizin gerçekleştirdiği farklı çözümler ile ülkeye kazandırdığı farklı şirketler,markalar görebiliyor muyuz hayır. Bunu öğrencilerimizi kötülemek maksadıyla değil öğrencilerimizin elinden alınanları göstermek maksadıyla yazıyorum.

Amerikalı öğrenci , araba parasını aklındaki bir girişime,alana harcarken bizde neden bu tarz çözümler göremiyoruz. Neden udemy Türkiye'de başarı sağlayamadı da Amerika'da bu iş mümkün kılınır hale geldi ve proje orada gerçekleşebildi?

Bunlar hep birbirine bağlı noktalar ve sorunların sonuçları. Dünya çapında eğitim sektörünün gerek ortak gerek ülkemize has problemleri. Özellikle ülkemizdeki eğitim problemleri inanılmaz düzeyde daha kötü durumda.

Üniversite sınavımızın acizliği ve muhtaçlığı şuradan bile çok belli. Sınav günü bir ağrınız,biyolojik bir sıkıntınız olsa 1 sene belki 2 sene belki 4 sene boyunca lisede verdiğiniz tüm emek 1 yıl için yanacak. Böyle bir şey olabilir mi?

Belki sınav anında idrarınız gelecek ve sınavı bırakmak zorunda kalacaksınız? Böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir tablo olabilir mi? Yani biz öğrencilerimizi çişini saatlerce getirtmeden mabadını yerinden kaldırtmadan ne yapmaya çalışıyoruz. Başarı kriteri o 2 saatte 5 seçenekten doğru olanı işaretleyip geçmek mi? Sentrilyonda bir ihtimal bile olsa rastgele okumadan etmeden o doğru seçenekleri işaretlemesi durumunda elde edeceği başarı sonucu biz ona başarılı demeyeceğiz mi?

Bizim öğrencilerimizin eğitimdeki durumu araba sürmeyi bilip, arabanın ne olduğunu bilmemesi ve hangi yoldan gideceğini bilmeden sürmeyi bildiği arabaya atlayıp hemen ilk önündeki yoldan rastgele yönlere girerek bir yere varmaya çalışmasıdır. Çoğumuz için böyledir sırf eğitim değil ülkemizdeki hatta bir çok ülkedeki yaşayış tarzı da böyledir. Önümüze çıkan sokaklardan en rahat gidilebilene , rastgele seçtiğimize veya al bak bunu seç denilene yürür gideriz. Bir yol gidilir ama niye gidilir,nereye, nereden gidilmelidir farkında olan,düşünen çok azdır.

Eren Balinin hayatını görünce anladım. İlk bilgisayarı almadan önce çevresindeki tanıdıkları bak böyle bilgisayar diye bir şey var üstünde şöyle şöyle programlar,matematik tarzı ile geliştirilebiliyor şeklinde anlatıyormuş. Biz bilgisayarı oyunla tanıdık, senelerce oyunla kullandık. Okulda tanıştık bu konuda hak yememek lazım. Yine ailemizde çevremizde belki bu işlerle ilgilenen bilen olmadığından içimde de araştırmacı ruhu olmadığından hiç bilgisayar sisteminin arka yüzünü göremedik. İnternetle tanıştığımızda bir ara bedavasitem aracılığı ile uğraştık sonra sıkıldım bunaldım kısa sürdü ama o zamanlar kopyala yapıştır ile tanışmıştım html ile hatta body tagları arasında alt alta oyunlar koyacak halede gelmiş sınıftan bir arkadaş ile rekabet içerisindeydik sonra o bedava siteyi geliştirdi geliştirdi oyunlarla dizdi siteyi ben nedense onun kadar ileri götüremedim gerçi o psikolojik ve matematik olarakta bana göre ciddi düzeyde daha iyiydi zaten.

Anlayacağınız üzere sistem kötü. Fakat bilinçli aileler çocukları için birşeyleri değiştirebilir. Her bilgisayarla,elektronik ürünle beraber verilmesi gereken dikkat edilmesi gereken noktalar söylenilmiyor. Sosyal medya diye icat edilen vakit öldürme platformları dikkatimizi ve psikolojimizin eğitim sistemimizden ve dünya çapındaki eğitim sistemi probleminden dolayı aldığı hasarı arttırıyor.

Çocukları olan aileler ellerinden geldiği kadarıyla teknoloji bile hazır bir şekilde çocuklarına sunmayın kullanmak istiyorlarsa bir şeylerini düzeltmek, hatta teknolojik ihtiyaçların 100'de birini bile olsa maliyetlerini karşılamak zorunda kalsınlar ki hem psikolojik olarak hemde teknik olarak başlangıç için gerekli özveriyi yakalayabilsinler.