Arkadaş demiş söylemekten bir şey olmaz ama söylememekten çok şey olur diye. Aynen öyle. Takıntı derecesinde sevdim o bahsetmediği halde en sevdiği renkten eşyaya kadar, kitaplığında ki etiketlerin rengine kadar ( bunu nasıl öğrendiğimi söylemeyeceğim) her şeyini biliyordum. Hatta belirli bir düzende ayakkabı değiştirirdi onu bile biliyordum. Neyse işte deli cesareti birgün söyledim. Ama yanıtı ben seni arkadaş olarak görüyorum dedi iki gün sonra başkasıyla çıkmaya başladı. Daha sonra öyle sevmedim kafamda bitirdim o işi. Normal sevmeye başladım. Her şeyiyle psikolojik rahatsızlıkları olan bir kızı sevdim. Ya da 3 harfli sorunu

her şeyine katlandım. Ama sevmediğini söyledi. Zaten yakışıklı değilim normal.
En son biri beni sanala bulaştırdı. İstemeden kendime aşık etmeye başladım. Bak tip yok zeka belki çalışma yok. Normalde benim gibi birini sosyal ortamda ezik olarak tasvir ederler. İyi olmak, iyi niyetli düşünmek ezikliktir bizim gözümüzde çünkü. Ama sanalda tam tersine dönüyor. Benden 3 yas küçük olsa da birini sevdim. Ama önce o beni sevdi. Sanal sonuçta ama konuştukça mutlu olduğum birini bu şekilde buldum. Tabi keske bu sene değil 1 sene sonra çıksaydı sonuçta üni sınavına gireceğim

gidemiyorum yanına.
Her neyse kendimi ifşa ettiğim yeter. Kısacası söyle abi takma kafaya söyle en azından onun ne dediğini, ne düşündüğünü bilirsin.