Bir erkek çocukken babasından ne görüyorsa onu yapıyor, aynı şekil de kız da annesinden ne gördüyse. Psikopat tavırları olan erkeklerin hemen hemen tamamı annesine çok düşkündür, çünkü babası genelde annesine kötü davranmıştır. Annesini koruma içgüdüsü onu asi yapar ve bu süre içerisinde alttan bir psikopatlık doğar.

Enteresandır ki Annesine olan düşkünlüğünü arkadaşına yada eşine göstermez. Çünkü babasından nefret etse de aynı hal ve hareketleri de eşine yapmaya başlar.

"Evlenmeden boşananlar, Evliyken boşanamayanlar" (ters yazmış olabilirim) kitabında aynen şöyle yazıyor "Erkeklerin geneli kız ile evlenene kadar onu kazanmak için her taklayı atar (taklayı ben uydurdum). Her türlü şirinliği yapar. Kız ise temkinli yaklaşır ama erkeğin bu sevimli hallerine her seferinde kanar. Evlendikten sonra ise erkek zaten kızı elde etmiştir, kızın yapacak birşeyi olmadığını düşünerek ona istediğini yapma ve yaptırma hakkına sahip olduğunu düşünür. Kız ise artık iş işten geçmiştir diyerek olayı kabullenme yoluna gider, çünkü gidecek yeri yoktur ve "seni yanlış tanımışım" sözüyle yetinir."

Forumda İslam'ı yobazlık ve gericilik olarak gören arkadaşlar elbette var, konuyla ne alakası diyecek olanlar da. Aslında olay tam da burada ince bir çizgiyle başlıyor ve hayatın tamamını kaplıyor.

Allah korkusu ile büyümüş ve İslami bir terbiye almış bir erkek eşine zarar vermez, ona yardım eder, onun ihtiyaçlarına karşılık verir. Yani kendisini değiştirir. Aynı şekilde eşi de bu saygıya karşılık verir ve o da eşine karşı kendini değiştirir. Yumuşak huyluluğun bir gün mutlaka mutluluğa erdireceğini bilir. Ne diyor Oğuz SAYGIN "karşınızdaki insanı değiştirmeye çalışmayın, siz değişin ondaki değişimi göreceksiniz -Negatif Limanlardan Pozitif Sulara-"

Günümüz Türkiye'sinden İslami bir evliliğe örnek vermek çok zor. Zaten verilebilecek örnekler de kendilerini bu huysuz yaşantıdan soyutlamış durumdalar. Her tarafını herkese gösterip laf atanlara kızan bir bayan, türban takmış yada çarşaf giymiş hanımlara laf atar, buna da medeniyet der.

Toparlayacak olursak bir hikaye ile bitireyim;
Mahallenin birinde yeni evli bir çift vardır, ve neredeyse hiç kavga sesi evlerinden duyulmaz, hep neşeli hep uyumlulular. Mahallenin ablaları bir gün onlara ziyarete giderler. Kadının biri sorar;
- Sizden hiç kavga sesi duymuyoruz nasıl oluyor bu iş.
Erkek cevap verir,
- Eve geldiğimde eğer eşim eteğini sol yandan toplamışsa anlarım ki o günü kötü geçmiş, sesimi çıkartmam, gider yemeğimi yer ayaklarımı yıkar sessiz sessiz yanına otururum, hiç tartışma açacak birşey söylemem ondan da bir iş istemem. Ama eteğini toplamamışsa ona şakar yaparım eğleniriz güleriz.
Evin hanımı devam eder,
- Eşim eve geldiğinde fesinin püskülü sol taraftaysa anlarım ki o günü kötü geçmiş, ona hiç sesimi çıkartmam, ayaklarını yıkar yemeğini yapar sessizce onunla konuşmaya başlarım. Onu hiç üzmemeye çalışırım. Ama fesinin püskülü sağ taraftaysa onunla şakalaşır eğlenir gülerim.
Herkes sessizce dinler sonra birisi sorar
- Eeee ya senin eteğin topluysa eşinin de fesinin püskülü soldaysa ne yapıyorsunuz
Erkek hemen cevap verir,
- Ondan kolay ne var, elimi kaldırırım ve elimin tersiyle fesimin püskülüne bir tokat atarım sağ tarafa gider


Sonuç erkek iyi bir terbiye aldıysa hanım mutlaka ayak uydurur. Geri çekilen erkek olmalı.


Biraz alakasız anlatmış olabilirim ama olayın özü bu.