Avukat gerekli cevabı vermiş gibi görünüyor. Türk Borçlar Kanunu'na göre kanunda aksine hüküm olmayan hallerde alacaklar 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Olaydaki anlatımınıza göre zamanaşımını kesecek veya durduracak bir durumun varlığı da yok gibi. Borcun doğumundan itibaren 10 yıllık süre içinde tarafınıza yapılmış bir tebliğin varlığı ispat edilmediği müddetçe bir sıkıntı olacağını sanmıyorum.(Anlatılana göre olayda borcu ikrar gibi zamanaşımını kesen bir sebebin varlığı da söz konusu değil)