Öncelikle konuyu takdir ettiğimi belirteyim, o kadar eleştirmeye alıştık ki eleştirmenin ötesinde neyi nasıl düzelteceğimize nereden başlayacağımızı düşünmeye bile fırsatımız olmuyor. Bir sebebi de dediğin gibi tembelliğe alıştık.
Konudan biraz da bağımsız her zaman yazdıklarımı tekrar dillendirmek istiyorum tartışma çıkartmak konuyu saptırmak için değil ama bunlar da benim kırmızı çizgilerim. Herkesin bir kırmızı çizgisi olmalıdır değil mi hele ki memleket meselesi olunca kesinlikle olmalıdır.
Yemişim batının eğitim sistemini, örnek almalıyız ama illaki aynılarını yapacağız diye bir kaide yoktur. Herkes birbirine karşı saygılı demişsin peki daha dünler neden bir tanesi sırf kafası estiği için kilisede insanları öldürdü. Rengi farklı diye insanları neden eziyorlar. Batı bu kadar gelişmişte benim haberim yokmuş peki ama neden Afrika gibi ülkelerde açlığa yüzüstü bırakılmış durumda. Bu kadar gelişen bir dünyada neden halen silahlar üretiliyor neden savunmaya trilyonlarca dolar ayrılıyor. Gelişen bir şeyler var ama insanlar mı yoksa teknoloji mi karar veremedim.
Şimdi başarı nedir onu ele alalım ondan sonra başarıya nasıl ulaşacağımızı hedefleriz. Üretimi ayrı olarak ele alırsak batının da başarı diye lanse ettiği şeye hiç bulaşmamış oluruz. Başarıyı insan odaklı ele alarak düşünmek yerinde olacaktır.
Örnekler de verebiliriz, örneğin ben yıl 2015 olmuş sokaklarda çöp toplayan insanları görmek istemiyorum. Devlet neye mal olursa olsun öncelikle kolayca çözümlenecek şeylere el atmalı. Yani devlet bunu yapamıyorsa benden ne farkı kalıyor insinler o makamdan ben geçeyim yerlerine.
Okullarda insanların zihinlerini boş bilgilerle doldurmaktan vazgeçsinler, bizlere bu bilgileri öğreten öğretmenlere sorduğumuzda bile bu bilgileri nerede nasıl kullanacağız dediğimizde sistem bu şekilde elbette bir yerlerde karşılığı vardır diye cevaplıyordu. Öğretmen bile neden öğrettiğini bilmiyorsa öğrenen ne yapacak.
Öncelikle insan odaklı olması gerektiğini söylemiştim. Birbirimize olan saygımızı arttırmalıyız bunun içinde birbirimizi daha iyi anlamalıyız, nasıl daha iyi kendimizi ifade ederiz ve empati kurarız. İnsanlar sağda solda sosyal medyada güzel şeyler paylaşıyorlar ama beğenilmek için paylaşıyorlar yoksa bir şeyler öğretmek yada öğrenmek için değil. Bunu okullarda kullanabiliriz. Kısa cümleler hem akılda kalıcı olur hemde bir cümle çok şeyi anlatır. Örnek bir cümle vereyim; Ne kadar anlatırsan anlat, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır. Fazladan öğrenilen bir cümle bile insanın hayata olan bakışını değiştirmeye yetebilir.
Okullarda küçük yaşlarda İngilizce dersleri öğretiliyor peki ama biz birbirimizi bile anlamıyorken yabancı bir dil öğrensek ne olacak. Psikoloji dersleri Yunan saçmalıklarını öğrenmekten daha iyi olacaktır. Bazen tv kanallarında denk geliyorum yarım saat izlediğimde bile okul hayatım boyunca öğrenmediğim şeyleri öğrenebiliyorum birde ders olarak okutulsa ve küçük yaşlardan beri insanlar bunları öğrense bir çok problem kendiliğinden aşılacaktır. İnsanlar birbirlerini daha iyi anlarlar saygılı olurlar ve birbirimizin ayağını kaydırmaya çalışmaktan ziyade birbirimize destek olmayı öğreniriz.
Hem bu sayede öğrenciler o yaşlarda kendilerini ve insanları daha iyi anladığı için kendi sorunlarını kolayca çözümlemeye ve çözmeye başlarlar, sorunlarını alakasız kişilere sorarak cevap bulmaya çalışmazlar ve bundan dolayı çıkmaza girmezler. Kendisine faydalı olan bir birey etrafına ve ülkesine de faydalı olabilir. Kendi sorununu bile çözmekten aciz kalanlarda ülkesine fayda getiremezler.
Önce dediğim gibi sorunlar çözülmeli, elektrikli arabaya geçmeden önce bu ülkedeki engelliler için neler yapılabilir onları konuşmalıyız.
Şimdilik bu kadar aklıma geldi hele diğer arkadaşlara da bakalım, bu ülkeden bir cacık olmaz böyle gelmiş böyle gider diyenleri de bir dinleyelim. Sürekli bu ülkeyi ve insanları eleştiren arkadaşları bu konuda görmeyi hiç beklemiyorum ama görürsem de mutlu olacağımı ifade etmek isterim.