Öncelikle böyle bir konunun dile getirilmesinden dolayı teşekkür ederim. Yazacaklarımdan konuyu açan ve konuya katılan tüm arkadaşları tenzih ediyorum.
Ancak bu tür çıkışlarda nedense genellikle hep bir İngilizce karşıtlığı söz konusu. Ben kendi adıma böyle bir yola başvurulacaksa İngilizce kadar -hatta İngilizceden de öte- Arapça, Farsça gibi dillerden dilimize yerleşen sözcüklerle de mücadeleye girişilmesi gerekliliğinden dem vurmak isterim.

Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün öncüsü olduğu Türk Dil Kurumu ve bilimum kurumlar tarafından 21. yüzyılda birçok sözcüğün Türkçe karşılığı bulunmaktadır. Örneğin bu davranışı "milliyetçilik" olarak tanımlıyoruz. Oysa "milliyetçilik" sözcüğünün kökeni de "millet" sözcüğüdür, yani Arapça kökenlidir. Bunun doğrusu, yani, Türkçesi "ulusalcılık" olmalıdır. Yalnız ne yazık ki bu tür nitelendirmeler Türkiye'de hep bir siyasi imgeyi temsil etmektedir. Milliyetçilik denildiğinde sağ vatanseverlik, ulusalcılık denildiğinde ise sol vatanseverlik algılanıyor bir nevi. Tabii; bu kadar basit değil. Konu dağılmasın diye ayrıntıya değinmeden devam edeyim;

Ben diyorum ki, bu eleştirilerin daha samimi olması için öncelikle dilimize yerleşen ve bizi yozlaştıran sözcükleri temizleyerek başlanmalıdır bu mücadeleye. Şimdi bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alırsak işin ucu islamiyetin kabulüne kadar uzanır. Çünkü Türkler yerleşik hayata geçmeden önce, "ÖZ" Türkçe daha yaygın olarak kullanılıyordu. İslamiyetin benimsenmesiyle birlikte Arap-Fars kültürü de benimsendi, dilimize bu sözcükler girdi ve hâlâ çıkabilmiş değil. Bir örnek vererek devam edeyim. Kendisini, "milliyetçi" olarak tanımlayan yani Türklüğe, Türkçülüğe sahip çıkan bazı arkadaşlar, ezanın Arapça okunmasından hoşnuttur. Ama bence bu eleştirilerin daha samimiyet içerebilmesi adına, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün gerçekleştirdiği bu devrim, yani ezanın Türkçe okunması devrimi de (Bakın, devrim dedim! İnkılâp mı demeliydim yoksa? Ama devrim, inkılâbın Türkçesidir.) oldukça amaca uygun bir yenilikti. Devam edemedi, orası ayrı..

Sonuç olarak siyasete girmeden söylemek, anlatmak istediklerim bunlardır. Ben İngilizce biliyorum, Arapça-Farsça bilmiyorum. İngilizce benim işime yarıyor, çünkü global bir dil. Ancak Türkçemizin İngilizceye yozlaşmamasının gerekliliğinde nasıl hemfikirsek, Türkçenin Arapça-Farsça dillerinin gölgesinde kalıp bu dillerin esiri olmaması gerektiği konusunda da aynı görüş birliğinde olmamız gerekir...