Büyük patlama olduğuna dair elbette kanıtlar var.
Büyük patlama ispatlanmış bir kanun değildir. İspat için gözlem yapılması, deney yapılması ve aynı koşullarda tekrarlanması gerekir.
Ama büyük patlama bir teoridir ve bilimsel teorilerin dayandığı delilller vardır.
Bilimsel teoriler ben uydurdum oldu, ya da ben böyle inanıyorum şeklinde ortaya atılmaz, bir teori öne sürebilmek için bir çok bilimsel bilgi ile desteklemek gerekir.
Bilimsel bilgi ile desteklenmeyen teoriler kabul görmez, kabul görmeyen teoriler ciddiye alınmaz. Ama büyük patlama çok dünya çapında ciddiye alınan ve delilleri kabul gören bir teoridir.
Büyük patlamanın deneyini yapmaya çalışıyorlar CERN'de.
Yani patlamanın kendisini gözlemleyemediysek de bir patlamadan artta kalan bazı emareleri gözlemleyebilyor bilim. Bunların neler olduğunu yazmak anlamsız.
Ama Büyük Patlama bililmsel bir bilgidir.
Çünkü bilimsel disiplin içindedir, kendi içinde tutarlıdır, bilimsel gözlem sonuçları ile desteklenmektedir ve hepsinden önemlisi yanlışlanabilir.
Yani yarın biri çıkıp bakın ben daha iyi gözlem yaptım büyük patlama değil, büyük patlamalar var, evren tek bir noktadan değil bir çok noktadan patladı diyebilir.
Ama yaratılış ve Tanrı kaynaklı bilgi yanlışlanamaz. Yanlışlayamayacağınız bilgi bilimsel değildir.
En büyük hata şudur. Ateizm dinleşme yolunda ilerliyor. Ateistler inançsızlıklarını bilimsel bilgi ile ispatlama derdindeler. Bu inancını bilimsel bilgi ile desteklemeye çalışan dindarlar kadar saçma bir harekettir. Çünkü Tanrı ve yaratılış tamamen bilimin dışındadır.
Bilim Tanrı vardır demez, ama aynı şekilde Tanrı yoktur da demez. Tanrının varlığı yokluğu üzerine herhangi bir yorum yapmaz çünkü bu önerme bilimin çalışma alanı içinde değildir. Tanrı vardır diyen bilimsel olarak Tanrının varlığını ispatlamak, Tanrı yoktur diyen de bilimsel olarka Tanrının yok olduğunu ispatlamak zorundadır. Oysa ne inananlar bilimsel disiplin içinde Tanrının varlığını ispat edebilir, ne de ateistler yokluğunu ispat edebilir.
Bundan 200 sene önce insanlar bakteri virüs nedir bilmiyorlardı. Ve hastalıkların Tanrıdan geldiğine inanılırdı. O zaman Tanrıdan geleni kabul etmek kaderdir diyerek çekmek gerekir diyordu dindar insanlar. Buna inanmayan bilimadamları önce mikropları buldu sonra antibiyotiği buldu. Bugün büyük patlama yoktur, evrim yoktur diyen insanlar da aynı o gün hastalıklar Tanrıdan gelir diyen insanlar gibiler. Ama bilim disiplini Tanrının var olup olmadığına bakmaz. Kendi disiplini içinde çalışmaya devam eder.
Bilim bilimsel disiplini ve bu disiplin içinde ürettiği bilgiyi sizin inancınıza uydurmak zorunda değil. Tarihi gerçek gösteriyor ki dindarlar kendilerini bilimsel bilgiye uydurmak zorunda kalırlar. Hastalanınca oturup kaderdir Tanrıdan gelen çekilir diye beklemiyorsunuz doktora gidiyorsunuz. Dünya düzdür demiyor artık din adamları, çanak antenini her şehirde farklı açıyla ayarlıyor.
Büyük patlama olduğuna dair elbette kanıtlar var.
Büyük patlama ispatlanmış bir kanun değildir. İspat için gözlem yapılması, deney yapılması ve aynı koşullarda tekrarlanması gerekir.
Ama büyük patlama bir teoridir ve bilimsel teorilerin dayandığı delilller vardır.
Bilimsel teoriler ben uydurdum oldu, ya da ben böyle inanıyorum şeklinde ortaya atılmaz, bir teori öne sürebilmek için bir çok bilimsel bilgi ile desteklemek gerekir.
Bilimsel bilgi ile desteklenmeyen teoriler kabul görmez, kabul görmeyen teoriler ciddiye alınmaz. Ama büyük patlama çok dünya çapında ciddiye alınan ve delilleri kabul gören bir teoridir.
Büyük patlamanın deneyini yapmaya çalışıyorlar CERN'de.
Yani patlamanın kendisini gözlemleyemediysek de bir patlamadan artta kalan bazı emareleri gözlemleyebilyor bilim. Bunların neler olduğunu yazmak anlamsız.
Ama Büyük Patlama bililmsel bir bilgidir.
Çünkü bilimsel disiplin içindedir, kendi içinde tutarlıdır, bilimsel gözlem sonuçları ile desteklenmektedir ve hepsinden önemlisi yanlışlanabilir.
Yani yarın biri çıkıp bakın ben daha iyi gözlem yaptım büyük patlama değil, büyük patlamalar var, evren tek bir noktadan değil bir çok noktadan patladı diyebilir.
Ama yaratılış ve Tanrı kaynaklı bilgi yanlışlanamaz. Yanlışlayamayacağınız bilgi bilimsel değildir.
En büyük hata şudur. Ateizm dinleşme yolunda ilerliyor. Ateistler inançsızlıklarını bilimsel bilgi ile ispatlama derdindeler. Bu inancını bilimsel bilgi ile desteklemeye çalışan dindarlar kadar saçma bir harekettir. Çünkü Tanrı ve yaratılış tamamen bilimin dışındadır.
Bilim Tanrı vardır demez, ama aynı şekilde Tanrı yoktur da demez. Tanrının varlığı yokluğu üzerine herhangi bir yorum yapmaz çünkü bu önerme bilimin çalışma alanı içinde değildir. Tanrı vardır diyen bilimsel olarak Tanrının varlığını ispatlamak, Tanrı yoktur diyen de bilimsel olarka Tanrının yok olduğunu ispatlamak zorundadır. Oysa ne inananlar bilimsel disiplin içinde Tanrının varlığını ispat edebilir, ne de ateistler yokluğunu ispat edebilir.
Bundan 200 sene önce insanlar bakteri virüs nedir bilmiyorlardı. Ve hastalıkların Tanrıdan geldiğine inanılırdı. O zaman Tanrıdan geleni kabul etmek kaderdir diyerek çekmek gerekir diyordu dindar insanlar. Buna inanmayan bilimadamları önce mikropları buldu sonra antibiyotiği buldu. Bugün büyük patlama yoktur, evrim yoktur diyen insanlar da aynı o gün hastalıklar Tanrıdan gelir diyen insanlar gibiler. Ama bilim disiplini Tanrının var olup olmadığına bakmaz. Kendi disiplini içinde çalışmaya devam eder.
Bilim bilimsel disiplini ve bu disiplin içinde ürettiği bilgiyi sizin inancınıza uydurmak zorunda değil. Tarihi gerçek gösteriyor ki dindarlar kendilerini bilimsel bilgiye uydurmak zorunda kalırlar. Hastalanınca oturup kaderdir Tanrıdan gelen çekilir diye beklemiyorsunuz doktora gidiyorsunuz. Dünya düzdür demiyor artık din adamları, çanak antenini her şehirde farklı açıyla ayarlıyor.
Hocam sen ne mezunuydun, kaç ülke gezdin? Her yazdığın yorumu likelayasım geliyor.
--R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 09:37:14 -->-> Daha önceki mesaj 09:29:40 --
Sana somut bir kanıt değil de şu şekilde cevap verebilirim.
Bilim, Darwin'in teorisini destekliyor değil mi?
Bilim, big bang - dünyanın yörüngesinde dönüşünü - ayın kendi ışığının olmamasını - güneşin ışığını yansıtmasını - güneşin kendi yörüngesinde döndüğünü - maddenin 4 halini - gök yüzünün genişlemsini - su döngüsünü - jeolojiyi bulduklarını açıkladı değil mi?
Bunları bilimden evvel kim bilebilirdi? Allah aşkına şunu cevabını verebilir misin bana?
Kur'an-ı Kerim'de bunlar yazıyor. 1400 yıl evvel indirilen bir kitapta yazıyor bunlar.
Bu kadar ilerlemiş bir teknoloji bunları yeni yeni buluyorsa 1400 yıl evvel hangi hikmet bilebilirdi bunları?
Hocam bunun cevabını verebilirseniz seviyeli bir şekilde tartışmaya devam edebiliriz.
İyi akşamlar.
digiklan'da bahsetmiş, bana göre dinin yada ateizmin bilimle savunulması kadar saçma birşey yok.Çünkü din ve tanrı kavramları soyut birşey.Din farklı bir olay, bilim farklı bir olay.Bilim maddedir ve sen Tanrı/Allah'ın varlığını maddeyle ispat edemezsin. Tanrı/Allah kavramını ya kabul edersin inanırsın, ya da inkar edersin inanmazsın.Tanrı/Allah kavramını sorgulayan insanlarda ellerinde somut bir delil aramak istiyor, yani bilimden cevap arıyor ama bulamıyor.Bu yüzden de inançsız oluyor ve ben bunu saçma buluyorum.