digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kim diyor mecbur olduğumuzu?
Mecburiyet bu adamların yaşama hakkını koruma mecburiyeti, şehirlerimize alıp, maaş bağlayıp kimlik çıkarma mecburiyeti değil.
Bir zihniyetin memleketin nüfus oranını değiştirip ulusal bir kimlikten çıkarıp dini bir millet yarama çabasıdır bu.
Dünyanın hiç bir yerinde göçmenleri başkentindeki parklardan yatıran bir ülke bulamazsınız. Ancak bizim ki gibi 3. dünya ülkelerinin seçtiği 3. dünya iktidarları yapar böyle hareketleri.
Bu adamlar sınıra yakın şekilde kurulacak çadır ve prefabrik kentlere yerleştirilir, çevresine askerden güvenlik çemberi oluşturulur barınma gıda sağlık tek elden sistemli şekilde verilirdi.
Ana ne yaptığını bilmeyen Esat düşecek diye bekleye bekleye memlekete 2 milyon sığınmacı dolduran iktidar 2 milyon adamın nasıl sınırdışı edileceğini de anlatsın bana...
2 milyon adamın kaç tanesinin sabıkası var, kimi çocuk istismarcısı, hangisi yecavizci, hangisi hırsız, kaçı katil, kimse bilmiyor.

İşsizlik artıyor, çünkü suriyeliler senin istihdamını çalıyor, kiralar yükseliyor çünkü 2 milyon adamın bir bölümü parayla gellmiş ve kiralıyor hatta dükkan kiralıyor. Vergi vermeden çalışan Suriyeliler, bizim vergilerimiz ile bakılıyor. Sen işsiz kaldığında GSS diye senden prim alan devlet Suriyelilere bedava sağlık hizmeti veriyor.

Bu iş nasrettin hoca ve timurun filleri fıkrasındaki gibi.
Zamdan şikayet eder, savaştan şikayet eder, sığınmacılardan şikayet eder bizim halk sonra gider aynı adama çok yaşa usta diye oy verir.
Bizim milletimiz hakettiğini yaşıyor. Suriye'liler de kendi hakettiklerini yaşıyorlar.

Bu iktidar dış politikada beceriksizliği zirveye taşıdı bir daha bu kadar kötü dış politika güden iktidarımız olacağını sanmıyorum. Bu mülteciler sınıra yakın yerlerde çadırlarda ağırlanmalıydı. Üşümeli, yarı aç, yarı tok yaşamalıydılar. O zaman belki erkekleri kadınlar aç açıkta değil diyerek gidip memleketlerini kurtarmak için savaşırlardı. İstanbul daki suriyeli erkeklerin çoğu savaşabilecek 17-47 yaş grubunda. Adamlar burada çalışıyorlar, gidip memleketlerini kurtarmak için savaşmıyorlar.
Öncelikle neden bunca mesaj içerisinde benim mesajımı alıntıladığınızı ve neden yanlış düşünceler içine girdiğinizi merak ediyorum. Hatta neden bu kadar saldırganlaştığınızı da.

Uluslararası anlaşmalar gereği, bir ülkede iç savaş çıkması durumunda komşu ülkeler her türlü yardımı yapmak ve sınır kapısını açmak zorundadır. Yani ilk sorduğunuz "Kim diyor mecbur olduğumuzu?" sorusunun cevabı bağlı bulunduğumuz NATO'dur.

Gelelim bana yaptığınız suçlamaya. Siz kimsiniz ki beni mevcut iktidara oy vermek ile itham edip, bunun bir suç olduğunu ispatlama derdindesiniz? Ülke özgür bir ülke, istediğime oy veririm, istediğimi desteklerim ve yine istediğime kulak veririm. Dilerim görmezsiniz de, bundan yıllar sonra ülkemiz iç savaş hâline girer de komşu ülkelere sığınmanız gerektiğinde bu tür iğneleyici lâflarınızı hatırlarsınız.

Konuyu siyasi yönlere daha fazla çeken olacaktır, moderatörlere iletiyorum.