Depresyon modern bireylerde en sık görülen hastalıklardan birisi maalesef. Bunun sebeplerinden birisi de o bireyin içinde yaşadığı hastalıklı toplum yapısı. Toplumumuzda bir kaos hali var. Yılmış, mutsuz, isteksiz yığınlar var. Sosyal-psikolojik olarak "tıkanmış" haldeyiz. Bunun birinci sebebi maddîyâta gerektiğinden fazla kıymet veriyor oluşumuz. Parayı "araç" olmaktan çıkarıp amaçlaştırışımız. Kendimizi, yaşam kalitemizi, standartlarımızı "ötekine" göre tanımlıyor oluşumuz.

Biz şu an bir "standart kaybı" yaşıyoruz. Hayat standartlarını "sürekli değişen" refah seviyesine göre belirlediğimiz için sürekli rekabet ve yarış içerisindeyiz. Bu da bizi yoruyor ve ruhumuzu yaralıyor.

Birçok insandan şunu duymuşuzdur: "Ne yapalım hayat böyle maalesef." Evet mevcut durumun kötü olduğunu söyleyip fakat hala onu yakalamaya çalışmak garipliğine sahipliğimiz. Ruhumuz günlük birçok çelişkiyle başetmeye çalışıyor; dayananlar mutsuz ve umutsuz, dayanamayanlar ise psikolojik travma, çöküntü, depresyon gibi hallere duçar oluyorlar.

Yapılacak öneriler

1. Yukarıda bahsettiğim toplumdaki mevcut kaotik durumu yani diğer insanların da sizden çok farklı olmadığını farkederek sıkıntınızı hafifletebilirsiniz.

2. Ruhumuz dar ortamlarda darlanır. Üst üste blok halinde yaşanan apartman hayatı, çok fazla eşyanın olduğu bir ev, insanın psikolojisini bozar. Onun için eşyanın minimize edildiği geniş, ferah mekanlara ya da sadece "yeşilin" olduğu yerlere gidebilirsiniz.

3. Arapça bir gazetede Kur'an okumanın psikolojik hastalıklara ve mide hastalıklarına iyi geldiğini okumuştum. Siz de hemen Kur'an okumaya başlamalısınız. Tabii ki Arapça yazıyla. Bilmiyorsanız da öğrenmeye çalışın. Böylelikle hem sevaplı bir iş, hem hastalığınıza ilahi bir terapi, hem de kendinizi meşgul edecek bir meşgale olur sizin için.

4. Victor Frankl'a ait bir terapi türü var; adı Logoterapi. Logoterapi; insanın hayatının bir anlamı olduğuna inanması ve bu anlam (amaç, gaye) yoluyla iyileşmesidir. Frankl bunu örneklemek için şunu anlatıyor: Nazi toplama kamplarında yahudilere sene başında bu kamptan çıkarılıp özgür olacakları söyleniyor. Sene başında salı verilmeyen yahudilerden bazılar -hiçbir hastalıklar olmamalarına rağmen- aniden ölüyorlar. Kendilerini ayakta tutan ma'nanın (sene başında özgürlüğe kavuşma) çöküşü, onlarda ölümcül bir psikolojik sarsıntıya sebep oluyor. Frankl, yaptığı birçok deneyle bunu ispat etmeye çalışıyor.

Kendinizi muhasebe ederek "hayatınızın anlamının" yitip yitmediğini anlamaya çalışmalısınız. Yitmişse ya da sönümlenmişse hayatınıza anlam katmak için ne yapmak gerekiyorsa onu yapmaya çalışmalısınız.

5. Sürekli kötü söyleyerek iyileşemezsiniz. Ben kötüyüm, iyi değilim demek yerine "iyiyim, çok şükür, elhamdülillah" demelisiniz. Hazret-i Peygamber; "Bela ağızdan çıkan söze bağlıdır." diyor. Siz de mesela "Nasılsın? Nasıl gidiyor?" sorularına -iyi olmasanız- bile "İyiyim, elhamdülillah." deyin. Kötüyüm demekle insanların sizin problemlerinize çözüm üreteceğini zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Her şey olduğu gibi kalır, siz de kötü olduğunuzu söylemekle insanlara "acziyetinizi" göstermekten başka bir şey yapmamış olursunuz.

Yazacaklarım bu kadar. İnşaallah daha iyi olursunuz.